 |
Zuhal Olcay, Haluk Bilginer, A$kin Nur Yengi ve Ben! |
Anasayfa
Bu fotoğraf içimi acıttı.İkili evlerinin balkonunda sabah keyfi yapıyormuş.
Aşkın Nur Yengi'nin bakışını hiç beğenmedim.
Hele o bornoz?
Türkiye'de kaç kişi uyanır uyanmaz bornoz giyer Allah aşkına.
Amerikan filmi mi çeviriyoruz burada;ayrıca hikayedeki aktör Haluk Bey ve kendisi pijamayla.
Çok sinir oldum yaaa!
Bana ne oluyor ki?...
Aşkın Nur Yengi ile tek gönül bağım "Sevgiliye" albümüydü.
Ondan daha iyisini çıkaramayınca (ki kendisine çokça zaman tanınmıştır) o bağ da koptu.
Ben Zuhal Olcaycıyım.
Zuhal Olcay...
Benim gerçek asil kadınım.
"Bu konuda konuşmayı kendime yakıştıramıyorum.Böyle basit konular benim gururumu incitmez" demiş.
Yanında garni birkaç çift laf daha...
Yürüyüş için çıktığım dışarıda elimde gazete,soluklanmak için boş bulduğum bir banka çökmüş,
düşünüyorum:Dört yıl önce Aşkın Hanım'ın Mercedes marka minibüsünün içinde filizlenen aşk boşanmadan
sonra Ömerli'deki Kasaba Evleri'nde meyvesini verdi işte.
Ve benim kadınıma kala kala "Bak! Hiç acımıyo ki!" demek kaldı.
O öyle bir kadın ki oynadığı "Dünden Sonra Yarından Önce" filminde bugünlerin provasını yapmış,
o güzelim sesi ile "Yalnızlığım" şarkısını söylemiş, gene bizi bugünlere hazırlamıştır.
Peki o zaman "Neredesin Firuze?" film galasının çıkışında el ele koşturarak merdivenlerden inen çiftin tarafları kimdi?
Bu insanlar değil miydi?
Haluk Bey'in ifadesi ile Aşkım Nur Yengim bu görüntüleri izlerken belli ki
Ömerli'deki rövanşa hazırlamış kendini, ilişkilerini...
Emre Yılmaz'ın "Şeytan'ın Fısıldadıkları" kitabında
ihanetle ilgili bir bölüm var:
"Tehlikeli bir ihanet oyununa başlayanlar sanırlar ki sadece kaybederlerse bir bedel ödeyecekler.
Halbuki tehlikeli oyunların ters bir kuralı vardır:kazananlar her zaman kaybedenlerden daha çok bedel öderler.
Üstelik çoğu zaman herkesin ödeyeceği bedel apaçık ortadadır.
Tehlikeli oyunları bu kadar cazip kılan ise, bedellerin asla peşin istenmemesidir.
Kader, verdiği hazza kıyaslan en fahiş bedeli işte bu yüzden ihanet oyuncularından talep eder.
Ve oyuncular en ağır senetleri çarçabuk imzalar ve atlarlar sahneye".
Zuhal Hanım 'canım acımıyor' diye dursun aslında canı öyle bir acıyor ki,
deli gibi ordan oraya savuruyor kendini,
'acaba'lar, 'keşke'ler,
'ama ne yapabilirdimki'ler,
'onun suçu'lar,
'bak görecek'ler,
'eninde sonunda kapımda bitecek "al beni" diyecek'ler,
'neyi farklı yapsaydım bu olmazdı'lar,
'kör ölür baden gözlü olur'lar,
'kaçan balık büyük olur' ara sıcağı ile,
'geri gel ve Aşkın'ı çatlatalım'lar ....
Liste uzar gider. Neden uzar; çünkü dünyanın neresinde olursa olsun bu yaşanan şey ihanet.
İhanet hep acıtır ve aldatılan kişiye bu soruları sordurur.
Böyle olmasının sebebi de ihanetin Aids özelliğinden kaynaklanır.
Yaşın, cinsiyetin, dinin , bulunduğun ülke, hangi üniversiteden mezun olduğun farketmez;
eğer virüsü kaptıysan süreç ve son bellidir.
Şimdi bu ilişki Aşkın Hanım ile Haluk Bey'e eski tadını veremeyecektir; çünkü yasak kalktı.
Giz, gizem yok artık.Ömerli'de fotoğraflarını da verdiler.
Her şey yasal...
İşe gitmek gibi bir şey oldu artık bu aşk.
Zuhal Hanım da aradan çekildiğine göre ilişkinin adrenalini sağlamak Aşkın Hanım'a kalıyor.
Bakalım görevini hakkıyla yerine getirecek mi?
Bu duruma benzer bir de Demet Şener İbrahim Kutluay olayı var.
Ben her ne adar Demet Akalın'ı sevmesem ve biraz basit bulsam da bu hikayede de aldatılan kadın tarafındayım.
Çünkü ayrılmalarından 2 yıl önce Hillside'ın spor salonunun cafesinde bakışmayla başlayan aşkları
iki yıl gizli kapaklı sürmüş ve iki yılın sonunda resmileşmiştir!
Kadın her zaman hisseder ama hiç bir zaman konduramaz.
İster iki yıl ister dört yıl olsun.İhtiyacı olan tek şey bir itiraftır.
Kadın için erkek itiraf etmediği sürece aldatmış sayılmaz!?
Onu bunu bırakalım da bu hikayede kazanan yok, olmayacakta.
Bir kazanan varsa o da Ömerli Kasaba Evleri'nin sahipleri.
Ev fiyatları en az $100,000 artmıştır.
Copyright © 2005.scampimix |