19 Ocak 2006




Büyük Umutlar


En büyük umudun son lokma simidine yetecek son lokma ayranın olacak. Telefon şarjının eve gidene kadar seni idare etmesini umut edeceksin mesela. İndirimde satın aldığın ayakkabıya dolapta yer bulmayı umurak döneceksin eve, otobüsle... Akşamın bir vakti miden kazınmış, buzdolabını açarken yarım bıraktığın sandöviçini bulmayı umacaksın kocan yemediyse; duştan çıktıktan sonra çekmeceye doğru ilerlerken hele en sevdiğin külodun da seni orada bekliyorsa... Yolda radyoyu açtığında bundan sonra çalacak şarkının Yalın'ın "Yağmur" parçası olmasını dileyeceksin ocak ayında olmana rağmen, inat bir yaz şarkısı Markette 3 milyon 350 bin tutan alış verişin için bozuk para cüzdanını açarken bir 250 bin bir de 100 bin bulmayı umut edeceksin Burger King'de tepsini alıp salona döndüğünde cam kenarında boş bir masa olmasını umacaksın en güzelinden Özel bir gün için hazırlanırken saçlarının o gün "havasında" olmasını dileyeceksin. Temizlediğin evin biraz uzun "dayanmasını". Gardırobun yanında duran beyaz tişörtünü eline aldığında ikinci kez giyebilecek halde olmasını umut edeceksin sadece. Verdiğin yemek davetinde her şeyi saçlarını toplayarak hazırladığın halde servis ettiğin yemeklerin içinden saçının çıkmamasını umut edeceksin. Pastayı hazırlamaya başlamadan önce kremşantiyi parmaklamadan durabilmeyi dileyeceksin Tanrı'dan. En sevdiğin klip başladığında telefon çalmasa "yetecek" senin için... Uzun zamandır giymediğin pantolonunun düğmelerini iliklerken içinden "ceplerden birinden unutulmuş bir beşlik çıksa hiç fena olmaz" diye geçireceksin. Ergenlik dönemini "Petek Dinçöz" e benzemeden noktaladığın için şükredeceksin yetecek sana. Ofiste kutlanan bir doğum gününde, topluca fotoğraf çekilirken fotoğrafların mail'le tüm katları turlayacağını bildiğinden, güzel çıkmış olmayı dileyeceksin. 60 milyonluk benzin alıp benzin istasyonundan ayrılırken haftaya kadar seni idare etmesini umacaksın. Metro da durduğun yere denk gelecek vagonun tenha olmasını diyeceksin beklerken; sürdüğün ojenin bozulmadan kurumasını... Kısacası "Büyük Umutlar" Charles Dickens'ın bir romanından öteye gitmemeli "Tek ve gerçek acı umut etmektir" diyen Nietzsche'yi Dickens düelloya davet etmeden sen vageçeceksin büyük umutlar edinmekten... Sıcak bir yaz gününde soğuk bir bardak su içer gibi yaşayacaksın, yaşamaya çalışacaksın... Umutlar çok acımasız... Umutlar acıtır... 19 Ocak 2006 Anasayfa