 |
df/dx
Gerçek yalanların türevidir |
Anasayfa
Her ne kadar "okuyanına bir b.k vermeyen site" desem de ödüllü mödüllü
bir şeyler üzerine çiziktireceğim zaman içim şişiyor.
Yani "Ağız tadıyla geyik bile yapamıyorum canım!" tadında bir şey bu.
Yazanı aynı paragrafta en az iki kez 'bir şey', 'şey bu', 'işte şey' gibi şeyler (gene) kullanıyorsa
o yazıyı salla gitsin zati.
Oh!
Şimdi daha önce dediğim 'Türev beni bozdu' lafı;
film acayip ağırdı, dantel entelinden bir şok yaşadım, şeklinde aman ha algılanmasın!
Gene daha önce de dediğim gibi filme ulaşana kadar ki süreçte yaşadığım lojistik engeller
(İstiklal Caddesinin yollarını "taşlama" çalışmaları) beni salladı.
Kısacası filmin yarattığı etkiye Büyükşehir Belediyesi'nin katkıları yadsınamaz.
Hiç bilmeyeni için konusu:
"CERVANTES’İN “DON KİŞOT”UNDA YER ALAN “MÜNASEBETSİZ MERAKLI” ADLI HİKÂYENİN
GÜNÜMÜZ İSTANBUL’UNA “DOGMA” TARZI BİR GERÇEKÇİLİĞE UYGUN BİR ŞEKİLDE UYARLAMASI
OLAN TÜREV, İKİ KADINLA BİR ERKEĞİN ÖYKÜSÜNÜ ANLATIYOR ".
Ve biraz daha günlük dille ifade edildiğinde:
"Film, evlenme hazirliklari içinde oldugu sevgilisinin sadakatini
test etmek isteyen genç bir kadinin, en yakin arkadasini sevgilisiyle iliskiye zorlamasini
anlatmaktadir".
Şimdi bakalım: esmer bayan Burcu (21-BESTE BEREKET)
Diğeri de yardımı talep eden hanım kızımız Süreyya (25-GÜLÇIN SANTIRCIOGLU).
Film boyunca Burcu'nun Süreyya'dan güzel olduğu iddia edildi; bence tam tersiydi.
Burada güzelliği belirleyen Burcu'nun 21 Süreyya'nın 25 yaşında olmasıydı; zaten bu böylece söylendi de.
Oyunculuklar çok gerçekti, daha doğrusu çok sen ben gibi oynadılar.
Hani bir hayran olunan sanatçı duruşu, sen sus gözlerin konuşsun bakışları vardır.
Yoktu burada...
Sanki olay yan dairenizde vuku buluyormuş da siz de aradaki bir delikten izliyormuşsunuz gibiydi.
Filmin gerçekliğini destekleyen The Blair Witch Project çekim diliydi.
Gözlerim yoruldu izlerken.
Bunun dışında benim aklıma yatmayan altı aydır tanıdığın bir adamla evlenme kararı vermenin yanında,
bir de altı aylık bir ilişkiyi teste tabii tutma cin fikirliliği.
Hiç lüzumu yok.
Babam "İnsanları tercih durumunda bırakmayacaksın" der hep
Bunun üzerine ben de "Kimsenin sadakatini denemeyceksin" diyorum,
sadece yaşa ve gör.
Diğer tarftan Süreyya'nın Nazım'ı test etmek istemesinin bir sebebi vardı.
Süreyya bir kıskançlık krizi geçirirken sağ olsun Nazım
"Kimse gözümde yok ne Ayşesi ne Fatması ne de Burcusu..." demiştir
(cümle tarafımdan yaklaşık olarak kurulmuştur).
Bu sözde teskin edici cümle Süreyya'yı Burcu manyağı yapmaya yetmiştir.
Kim bilir belki de haklıdır.
Ardından Burcu'nun bir iki testten sonra "Komşunun tavuğu komşuya kaz görünürmüş"
veciz sözünden yola çıkarak Nazım'ı karşı konulmaz bulması hayatın düz çizgili neden-sonuç
ilişkilerinden birini ihtiva ediyordu ki belki de bu sebeple Ulaş İnaç filmi için
"Türkiye'nin ilk dogma filmini yaptık" demiştir.
Sol taraftaki Nazım, sağ taraftaki ise kankisi, ismini hatırlamıyorum.
Kankisini canlandıran bu adam gerçekten çok komikti her filmin bir komik unsuru vardır ya
o kontenjandan.
Varlıklı, kız düşkünü 'tiki' biri işte.
Nazım bu hikayede neredeyse her erkeğin verebileceği klasik tepkiyi verip,
izleyiciyi şaşırtmamıştır.
Erkek beyni, şehvet, ihtiras, arzulanmak söz konusu olduğunda bir idiotun ki kadar çalışmaktadır.
Bu yüzden hikayenin en sıkıcı karakteri belki de sadece erkek olduğu için Nazım'dır.
Hemen hemen her 21 yaşındaki kızın yaşarsa üstesinden gelebileceği bir deneyim
25 yaşındaki bir kız için evleneceği erkeği kaybetmesi olarak sonuçlanmıştır.
Konunun gerçekçiliği ya da sosyal hayat içinde yaşanabilirliği benim açımdan tartışılır.
Böyle bir şeyi denemek için belki de Süryya gibi İstanbul'un iyi semtlerinde beş dairesi olan,
yurtdışında yaşamış, Türkiye'de torpille iyi pozisyonlarda işlere girmiş sonra sıkılıp ayrılmış,
ne yapacağını şaşırmış bir aç gözlü olmanız gerekir.
Burcu istemeye istemeye bu oyunun bir parçası olmayı kabul ederken,
içinde bulunduğu ruh hali bana Ahmet Altan'ın bir yazısını hatırlatmıştır:
"Her türlü duygunun ayaklanıp ortaya çıktığı, bu yer yer çok zevkli,
yer yer çok acı, şefkatle şiddetin iç içe geçtiği neredeyse ölümcül macerada,
tanrıların ve kadınların erkeklere yaptığı en büyük şaka ise
aslında her kadının 'öteki kadın' olmasıdır.
'Öteki kadın' her kadının içindedir ve belki de bu yüzden onu o kadar iyi
tanıyıp ondan o kadar nefret eder".
Copyright © 2005.scampimix 24/10/2005
|