İnsanın memleketi neresidir?
Doğduğu yer midir doyduğu yer midir?
Hijyen sayesinde her yer memlekete dönüşebilir mi?
Bu da ikinci baraj sorunuz.
Bu, bir paragraflık yazı olamayacağı için anlatmak zorundayım.
Şehir şehir gezince insan evini daha az aramaya başlıyor.
Yani sadece Konya'da diyelim, 1 hafta konakladınız;
içinizi dinleyecek "yERimiz mi dar yoksa yenimiz mi dar, ne var?"
şarkısını mırıldanacak daha geniş zamanların sizi bekliyor olması kuvvetle muhtemel.
Bir hafta monotonluktan kaçmak için uzun bir süre.
Ancak bir hafta içinde Ankara, Konya, Samsun'da konakladıysanız ve
Ordu'da da konaklayacaksanız (evet, yarın Orduya gidiyorum, hatta belki sonra Artvin).
Kendiniz dinlemeye, evinizi aramaya vaktiniz olmuyor.
Bir koşturmaca, bir hengame içersinde,
günleriniz Milupa Sütlaç aramakla geçiyor.
Günler çarçabuk geçse bile, bu sefer de zaman iki kat uzayıveriyor.
Nasıl oluyor bu?
Ben ne demek istiyorum şimdi?
Yani yarın evden çıkalı bir hafta olacak olmasına rağmen ben kendimi bir aydır yollarda gibi hissediyorum.
Bir aydır evden uzaktayım sanki.
Bu hisse sebep olacak kadar çok eşya ile dolanıyoruz zaten.
Mama sandalyesi, yatak ve puset bir arabayı doldurmaya yeterken;
buna ek olarak iki bavul, buzluk, torba torba, çanta çanta ve bir de üç kişi.
Yolları gurbetçiler gibi arşınlıyoruz; bir tek turuncu siyah plakamız eksik:
Bu tecrübe ile birlikte artık bir gurbetçi otomobili görürsem
şaşkınlık içersinde bakmicam, bir yakınlık hissedicem belkide.
İşte bu ev aramama yol arşınlama durumunda bile
insan azbuçuk bir ev özlemi çekebilir gene de.
Bir ev konforu yaratmak isteyebilir konakladığı konaklarda.
O zaman devreye, benim için, çamaşır suyu ve tuvalet kağıdı giriyor.
Ne işe yarar bu ikili?
Ben titiz bir çocuktum (bu değişmedi).
Buna rağmen çamaşır suyu eskiden bana göre hafta bir gün yapılan ev temziliğinde kullanılacak
bir temizlik maddesiydi, zaman işte.
İşler değişti; artık gün içinde kadınların elinden çamaşır sulu
hijyenik püskürtme silahları eksik olmuyor.
Şüpheli görünen her yerde tabanca gibi çekiliyor kınından.
İki pıs pıs ve tuvalet kağıdı da devreye girdi mi...
Sizin hijyene bakış açınız kaç derece onu bilemem;
ama insanın içini bir huzur kaplıyor.
Bana güvenin, bu tavsiyemi kulağınıza küpe edin.
Karşınızda sokağa çıkarken çantasına bir kutu buzdolabı poşedi ile
bir rulo tuvalet kağıdı atan bi'kişi duruyor.
Çok yorgunum: Ighh!
yazıya nihayet veriyorum
16 Temmuz 2008 Çarşamba
23:16
Anasayfa