Dünya egzotoik zehirler, tuhaf kimyasal maddeler üreten canlılar ile dolu.
Mercanlar, deniz süngerleri, karadesler ve köpek balıklarının salgıları potansiyel ilaç olarak
araştırmalarda kullanılıyor; ancak bulunan ilaçlar herkes üzerinde aynı etkiyi göstermiyor.
Kanser için yeni tedavi yöntemi bulmada deneme yanılma metodu kullanılıyor.
Laboratuvarlarda işe yarar görünen insanlarda işe yaramayabiliyor.
Porsuk ağacının yapraklarının bir avucunun zehirli olduğu düşünülürken bunlardan
iki anti kanser ilacı elde edildi.Başka bir kaynak ise Afrika'da bulundu.
Zulu büyücüleri Afrika'da söğüdün kabuklarını ilaç olarak; savaşçılar ise oklarının ucuna sürerek zehir olarak kullandı.
Son zamanlarda yapılan araştırma ile bu maddenin kanseri, kanserli hücrelerin kaynaklarına saldırarak elemine edebiliyor.
Kanserin etrafında kılcal damarlar var ve kanser bu damarlar sayesinde gelişiyor.
İşte bu damarları kurutmak gerekiyor.Söğütten elde edilen ilaç kılcal damarları büzüştürüyor ve kan akışı duruyor.
Kan akışının kesilmesi oksijen yetersizliğinden dolayı ağrı yapabiliyor.
Kanserin oluşumu oksijen ile ilintili olabilir.Günde 23,000 kere nefes alıp veririz.Her alınan nefeste hem paslandırıcı
hem de patlayıcı etkisi olan bir gaz soluyoruz ki bu oksijen...
Nefes hücrelere dolar ve bu da enerjiye dönüşür.İnsan hücrelerinin enerji üretmek için oksijene ihtiyacı vardır.
Ama bunu yaparken ortaya radikal olarak adlandırılan tehlikeli kimyasal parçacıklar çıkar ve hücrelere hasar verir.
Ne kadar çok serbest radikal üretirsek hasarda o kadar çok olur.
Sigara, güneş ve hava kirliliği serbest radikal üremesine neden olur ve zamanla zarar artar, yaşlanmaya neden olur.
Başka bir etkisi hücre çekirdeklerine girip DNA'larımızı tehtit etmeye başlar ve bunlarda hücerelerimizin anormalleşmesine
ve sonucunda kansere sebep olur.
Serbest radikallerin verdiği zararları azaltmanın yolları vardır.Mesela her gün yenen bir elma sağlığa iyi gelir.
Peki meyve neden yararlı?Bitki oksijenle büyür.Bu da oksijenin zararlarına karşı evrim geçirmelerine neden olur.
Meyveler serbest radikalleri yok eder.Vitamin gibi antioksidantlar üretir.
Meyve ve sebze ağırlıklı diyet bir çok kanser türünün oluşmasına engel olur.
Ancak tümör oluşmuşsa yenilen şeylerin doğal yararı olmaz.
Kanserli hücre kontrolsüz bir şekilde bölünmeye başladığında ortaya çıkar.Sıradan hücre en fazla 50 kez bölünür.
Ama kanserli hücreler biyolojik saati durdurup sonsuza dek bölünebilirler.Oluşan kanserli dokular, sağlıklı dokuları yok ederek
bedenin ölmesine neden olur.Her şey hasarlı DNA hücresinin durdurulamaz zincirleme reaksiyonu ile başlar.
Gen terapisi ise bu hücrelerin içine girip bölünmeyi durdurmayı amaçlar.
Volkanik bir oluşum olan İzlanda'da bazı insanların kansere karşı neden daha az dayanıklı olduğu araştırıldı.
Sonuç tarihe olan bağlılıkları...Buraya ilk gelen insanlar için arazi hakları çok önemliydi.Torunlarının bu topraklar üzerinde
hak iddia edebilmeleri için aileler tarihlerini yazdı.İzlanda'da soyağacı bir tutku halini aldı.
Bulunan yazılı belgelerde bu topraklara ilk yerleşen insanların tarihçesi keşfedildi.
1000 yıl önceki hastalıklar, salgınlar, depremler, yanardağ patlamaları nüfusun artmasını engelliyordu.
Güçlü olanın hayatta kalması prensibi sağlam kan bağlarını olmasını sağladı.
270,000 nüfusa sahip bu ülkede hemen hemen herkes aynı genetik yapıya sahiptir.
İzlandalılar büyük bir aile olarak kabul edilebilir.
Kanserin nesilden nesile geçen bir hastalık olması araştırmacıların işini kolaylaştırmıştı.
İzlandalı birinci bayan(örnek) :büyükannesi, annesi ve teyzesi meme kanserinden ölmüş.
Babası pankreas kanserinden, kardeşi ise prostat kanserinden ölmüş.
Annesini, eşini ve oğlunu 20 ay içinde kaybetmiş.
Kocasının ölümünden bir yıl sonra da kendisinin meme kanseri olduğunu öğrenmiş.
İzlandalı ikinci bayan :Büyükannesi, babasının annesi ve tüm kardeşlerde meme kanseri görülmüş.
Babası, kardeşi, büyükbabasının kardeşi ve büyükannesinin babası prostat kanserinden ölmüş.Kendisi meme kanseri.
Meme kanseri DNA'nın hasarlı bölümleri yüzünden oluşur.
Bir çoğumuz bu tip hasarları evrimler sayesinde onarmayı başardık.
Ama İzlandalıların bunu yapmaya fırsatı olamamış.Onarma görevini üstlenen genin bozuk olduğu kadınlarda
meme kanseri görülme olasılığı %80'dir.
1)Kansere neden olan genlerin bulunması,
2)Tümörlerin gen terapisi ile iyileştirilme metodu,
3)Kanseri besleyen kan kaynaklarının kurutulması kanser tedavisinin geleceğini oluşturuyor.
Daha heyecan verici bir tedavi şekli görünüyor ki vücudun kanserli hücreyi saptaması
ve doğal yollardan onun üstesinden gelmesi.Bu da bağışıklık sistemi anlamına geliyor.
Vücud istilacı güçlere karşı bir savunma mekanizması geliştirmiştir.
Kanser ile savaşta bağışıklık sistemi güçlü ve dayanıklı silahlara sahiptir.
Kanserli hücre vücudun içindeki otoyollarda hareket eder ve kan yoluyla lenf bezlerine ulaşır.
Bunlar bağışıklık sistemi tarafından yakalanır.Bir tek hücrenin kaçması yep yeni bir kanserin oluşmasına neden olur.
Kanser aşısı bağışıklık sistemin harekete geçmesini sağlar.
Ancak tüm kanserler için bu geçerli değilidir.Uygulanan deneklerde gözlemlenen akyuvarların kanserli hücreleri imha ettiğidir.
Tüm bunlardan çıkartılması ve hemen uygulanması gereken neymiş : HER GÜN BİR ELMA YE-NE-CEK
(başka meyve ve sebzelerde tabii)
Bir diğeri: önlemek tedavi etmekten daha basit ve etkili...
Bir de lütfen sigara içenler artık içmeyi bıraksın yok yani görüyorsunuz hiç iyi bir şey değil bu.
Tonla para da ödüyorsunuz.
Nerdeyse 2 yıl önceydi, bakkala gideceğimi duyan iş arkadaşım benden
kendisine bir paket de sigara almamı istedi.
Sigara içmeyen biri olarak fiyatlarından habersizim.
İstediği marka sigarıyı söyledim bakkala (ne olduğunu şimdi hatırlayamayacağım)
fiyatı ne dediğim de -bunu hatırlıyorum- 2,500,000 TL dedi.
Üşenmedim ve cep telefonumdan kızı aradım:
"Ya adam buna 2,5 milyon diyor, bu işte bir terslik olmasın?..."
Adam gurur meselesi yapıp duvardaki listeyi gösterdi:
"Abla ne yaptın liste var burada" falan dedi.
Yani olay bu!...
İçim şişti cuma cuma...
kaynak: Hürriyet Süper İnsan VCD Seti
Copyright © 2005.scampimix
|