WwW . Bu Benim Hayatim . CoM
        
       
  
       
       
       

&&&
SÜPER İNSAN -VİRÜSLER MİKROPLAR- 
   Anasayfa 
   Kanser 
   Anorexia Nervosa 
   
Derimizin her cm2'sinde en az 1000 bakteri vardır.Bu bakteriler beslenir, ürer ve bazen de yer değiştirir. Yüzlerce milyon yabancı yaşam formu üstümüzde ve içimizde yaşar.İnsanlar insan hücresinden çok mikrop barındırırlar.Onlara aile gözü ile bakmalıyız.Onlarla olan ilişkimiz yaşadığımız en önemli ilişkidir. Soluduğumuz havada yediğimiz yemekte hep onlar var.Hayatlarımızı onlar şekillendiriyor. Bakteriler, öldürücü hastalıklara yol açan bakterilerden salgın hastalıklara neden olan virüslere kadar birçok formda karşımıza çıkarlar; ama vücudumuz bunlar için akıl almaz savunma mekanizmaları geliştirmiştir. Mikrop aynı zamanda çözüm olarak da kullanılır.Astım hastalarına bakteri enjekte ediliyor, kanser vakalarında virüsler kullanılıyor.Artık katiller tedavi eden dostlar konumuna geldi. Öpüşme, el sıkışma ile en yakın arkadaşlarımızın en büyük düşmanlarımızı taşıdığını düşünün, virüsler... Virüsler küçük genetik partiküller olarak kabul edebileceğimiz basit organizmalardır; ama içimize girdiklerinde ürer, sistemi çökertirler.Ölümcül saldırılardan vücudumucun geçiridiği evrimler ve geliştiridiğimiz sayısız sayısız savunma mekanizmaları sayesinde korunuyoruz. Virüsler çok çabuk ürer ve sağlığımızı tehtit etmeye başlar; ama vücudumuz virüslere karşı savunma mekanizması üretir.Modern tıp virütük saldırılara karşı insan vücudundaki bağışıklık sisteminin geliştirdiği önlemlerle boy ölçüşemez.Bu bir savaş oyunudur.İnsan vücudu istilaya hazır bir kenttir. Dış savunma mekanizmasını delip vücudun içine girmeyi başaran virüsün tek amacı vardır.kendini kopyalamak ve üremek. Önce enfekte edeceği hücreyi bulmak zorundadır.Vücuda girer girmez istilaya hazırdırlar. Virüs üreyebilmek için hücreleri kullanır.Hücre şişer ve sonunda ölür.Bunun sonucunda virüsler vücüda yayılmaya başlar. Diğer yandan bağışıklık sistemi savunma mekanizmasını harekete geçirir.Zaman içinde bağışıklık sistemi göz kamaştırıcı bir savunma mekanizması geliştirmiştir. Virüslere karşı en önemli savunmayı yardımcı T hücreleri yapar.Bu hücreler vücuda giren virüsleri saptar ve sonunda imha eder.Düşman saptandıktan sonra savaşçı T hücreleri devreye girer.Bu hücreler virüslere yapışır ve onları yok eder. Bakteriler, virüslerden daha çok daha büyük ve karmaşık yapıya sahip aynı zamanda çok daha tehlikeli olabilirler. Kanda serbest olarak dolaşan antikorlar ve akyuvarlar düşmanları saptar ve imha eder. Antibiyotikler mucizevi ilaçlardır; ancak onları haddinden fazla kullanıyoruz. Onlar sayesinde birçok yaşam kurtarıldı.Peki etkili olmaya daha ne kadar devam edecekler? Antibiyotiklerle bakterilere savaş açtığımız günden bu yana bir silahlanma yarışı içine girmiş bulunuyoruz. Bu savaştan sadece bir tek tarafın galip geleceğini unutmamalıyız. Önceleri penisilin gibi antibiyotikler işe yarıyordu, tehlikeli bakteriler bu ilaca karşı koymakta zorlanıyordu. Zaman geçtikçe aynı etkiyi yaratmak için doktorlar daha yüksek dozlarda antibiyotik kullanmak zorunda olduklarını fark etti.Biz tıp teknolojisinde ne kadar çok gelişirsek onlarda kendilerini o denli iyi savunuyor. Bakteriler öldürülmek için oturup beklemiyor, evrim geçiriyorlar hem de büyük bir hızla. Hızla üredikleri için geçirdikleri evrimde hızlı oluyor.Her 20 saniye de bir yeni bir nesil bakteri doğuyor. Ne kadar çok saldırırsak saldıralım bazı nesil bakteri hep ayakta kalacaktır. Bu yüzden bakteri gezegenimizdeki en başarılı organizmalar olarak kabul edilir. Antibiyotiklere karşı dirençli hale gelmelerinin sonucu felaket anlamına gelir. Üstesinden geldiğimiz korkunç hastalıklar hortalamaya başladı.Akciğerde büyük hasarlara yol açan tüberküloz gibi hastalıklar her zamankinden daha tehtit edici bir şekilde karşımıza çıkıyor.Önemli olan yayılmalarını önelemek bu da bazen takviye önlemler almayı gerektiriyor.Dünya nüfusunun 1/3'ünin bu mikrobu taşıyor. Londra , New York gibi gelişmiş ülkelerde tüberküloz vakaları git gide yaygınlaşmaya başladı. Tüberkülozu tedavi etmeye ve yaygınlaşmasını engellenemk yolunda atılan adımlar tüm dünyayı tehtit eden başka bir salgında bize yol gösteriyor.24.06.1994'de büyük bir fırtına Londra'yı vurdu. Akabinde hastanelerin acil servisleri hasta insanlarla dolup taşmaya başladı.şehrin dörtbir yanından gelen binlerce kadın, erkek, çocuk, yaşlı aynı semtomlara rastlandı.Nefes daralması, solgun yüz, ter, baygınlık. Bu kimyasal bir saldırı ya da salgın kimyasal bir reaksiyon olabilir miydi?Bunlar değildi. Hepsi astım krizine tutulmuştu.Fırtına, bulutun taşıdığı polenlerin yayılmasına neden olmuştu. Aslında zararsız olan polenler astımı olan insanlarda krize neden olabilir.Bu olay astım ve diğer hastalıklara karşı ne kadar hassaslaştığımızı gözler önüne seriyor. Onlarca yıl önce tüberküloza karşı büyük bir zafer kazandığımızı sanmıştık.Doktorlar allerji vakalarındaki bu artışı tüberküloza karşı kazanılan zaferin sonucunda başka bir illetin hortlamasına bağlıyor. Bakterilerin hepsi kötü değildir.Bazıları insan sağlığı için gereklidir.Deride oluşan bakteriler bizi diğer tehlikelere karşı koruyor; ama artık bu bakterilerin yararının derinin altına kadar işlediğini biliyoruz. bakteriler allerjiyi önleyebilir.Astım krizlerinde vücud aşırı tepki gösterir.Polen gibi zararsız maddelere karşı abartılı önlemler almaya başlar:Astım öldürücü olabilir. Allerji vakalarının son zamanlardaki artışı hijyen hipotezi ile açıklanabilir. Yani akyuvarlarımız yapacak başka işi olmadığı için abartılı reaksiyonlar gösteriyor. Hijyen hipotezi bağışıklık sisteminin "yaramazlık yapması" olarak açıklanabilir. Tıpkı yaramaz çocukların yapacak bir şey bulamadığında yaramazlık yapmaları gibi bir şey. Bakteri ve virüslere tepki göstermesi gereken bağışıklık sistemi siteril olmasa bile sağlıklı ortamlarda yaşadığımız için yapacak şeyler arıyor ve bunun sonucunda allerji yapan polenlere ve ev maytlarına karşı reaksiyon gösteriyor. Kanıtlanmış verilere göre çocukluk yaşlarında evin dışında oynayan ve başka çocuklarla iletişime giren çocukların ileriki yaşlarında allerjik reaksiyon göstermekdikleri görülür.İki yaşından önce yuvaya giden çocuklar daha az allerjik reaksiyon gösteriyor.Bunun nedeni diğer çocuklardan enfeksiyon kapmalarıdır.Yetişkinler temizlik konusunda çok titizdir; ama bebeklerin böyle takıntıları yoktur.Ellerine geçen herşeyi yalıyabilirler.Yetişkinler bu durumda ellerindeki şeyi alırlar. Belki de çocuklar içgüdüsel olarak allerjik reaksiyondan korunuyorlar(reaksiyon yazmaktan bayılacağım). Aşırı olmamak şartı ile mikrop ve bakteriler ileride sağlıklı bir yaşam sunabilir. Vahşi hayvanlar daha da ileri gider.Filler sağlıklı kalmak adına mikroplarla temasa geçebilmek için diğer fillerin dışkılarını yer! Bize bu pek iştah açıcı gelmeyebilir; ama onlar bunu içgüdüsel olarak yapıyor. Çocuklarımızı bunu yapmaları için teşvik etmemize imkan yok; ama fillerin dışkılarındam aldıkları mikroplar şaşırtıcı bir biçimde astım araştırmalarında kullanılıyor. İlginç bir durumdur ki Tüberküloz mikrobunun enfeksiyonuna kapılanlar astım hastalığından kurtuluyor. Tıpkı tahterevalli gibi bağışıklık sisteminin bir bölümünü harekete geçirirken allerjik reaksiyona neden olan diğer bölümünü bastırabiliyor.Bu konuda yapılan bir deneyde gönüllü hasta üzerind ebir çeşit aşı kullanıldı.Astım etkisinde %30 azalma görüldü. Tıp alemi halen mikrop kullanım yöntemini tartışıyor.Mikroba mikropla karşılık verme yöntemi her geçen gün daha çok tarftar topluyor. Bir başka hasta örneğinde ise kişinin beyninde bir tümör var ve alınamıyor.Alınamayan bu tümör her geöen zaman büyüyor.Müdahele edilmezse hasta ölecek...Hastanın kafatasına açılan bir delikten virüs enjekte ediliyor. Bölünen hücrelere karşı ne hızda etkili olduğu gözlemlendi(Bölünmeyen hücre üzerindeki etkisi bilinmiyordu). Virüsün etkisi ile beyindeki hücrelerin büyük bir kısmı artık bölünmüyordu.Uygulama için gönüllü olan bu hasta dört yıl sonra hala yaşıyor.Aids'e neden olan HIV virüsü bağışıklık sisteminden kaçmakla kalmayıp aynı zamanda onu çökertebiliyor. Onu yok etmesi gereken hücrelerin içine girip imha ediyor.Dünya üzerinde 33 milyon HIV vakası var.Bunların büyük kısmı hayatını kaybedecek.Gelecek beş yıl içinde bu rakamın 100 milyon olacağı tahmin ediliyor.1959'daki ilk AiDS vakasından bu yana hastalık 15 milyon insanın ölmesine neden oldu.Ölümlerin %90'ı Afrika^nın çöllük bölgesinde meydana geldi. Bunların %25'i de çocuk .Sadece Kenya'da 350 binden fazla çocuğun HIV taşıyıcısı olduğu tahmin eidliyor. En azından virüsün etkilerini yavaşlatan bir gelişme olması gerekiyor. Nayrobi varoşlarında hr dört kişiden biri HIV+; ama tıp çevrelerine cesaret veren şey bu insanlardan birçoğunun Aids'e karşı doğal bir direnç göstermesi.Aynı zamanda bu kişilerin bir kısmı hayat kadını. Kan örneklerinden aşı araştırması yapan Oxford'a bu kişilern kan örnekleri gönderildi.Bu insanlarda özel alyuvarlar var. Bu alyuvarlar HIV taşıyıcılrına verildi.Bu çalışmalardan elde edilecek sonuçlar ile sadece Aids'e karşı değil ileride çıkabilecek yeni virüslere de çözüm bulunabilecek... kaynak: Hürriyet Süper İnsan VCD Seti Copyright © 2005.scampimix