"Bugün 'şuraya' gitmekten vazgeçmem acaba hangi olayı nasıl etkiledi ya da verdiğim bu karar kiminle tanışmama vesile oldu, olacak veya olamadı..." Zaman zaman bu tür şeyler düşünmekten hoşlanıyorsanız ya da bu tarz şeyler düşünmekten kendinizi alamıyorsanız Magnolia sırf bu açıdan size hitap edebilir bir film; ama beni sıktı. Zaten film tam da bu örnek üzerinden şekillenmiyor. Hikayenin bana çağrıştırdıkları bunlar. 2,5 saatte 13 ayrı hikayenin anlatıldığı Mangolia'da olay örgüsü çok başarılı. Yinede ilk yarım saat kırkbeş dakikalık sürede "bir şeyleri kaçırıyor muyum?" endişesi yaşamanız olası. Tabii asıl olması gereken bundan zevk almanız, bana bakmayın. Benim açımdan tüm hikayelerin tek tek analizini yapmak mümkün değil, bu birazda her bir hikayenin bünyenizde yarattığı tahrip gücüyle doğru orantılı. Sonuç olarak bomba hepsinin birbiri ile olan bağı. Şunu da araya sıkıştırayım: Anti kahramanı oynayan Tom Cruise filmin en başarılı performansını sergiliyor. Mesela bir hikayede pişmanlık duygusundan bahsediliyordu ve şöyle bir cümle kuruldu; "Pişman olma hakkını kullan, kimsenin sana pişman olma demesine izin verme" Hemen notumu aldım, çok hoşuma gitti. Bir diğeri de üstün zekalı çocuk Stanley'nin hikayesiydi. Çocuklarla büyüklerin karşılıklı geldiği bir bilgi yarışmasında Stanley, çişi geldiği için konsantrasyonunu kaybetti ve başarısız oldu.Olayın sonunda gördüğü muameleden rahatsız olunduğuna karar verdi ve isyan bayrağını çekti. Gecenin bir vakti yatağından kalkıp olayla ilgili kendisine tepki gösteren babasından biraz daha duyarlı olmasını istediğinde aldığı yanıt çok Türkişti "Go to bed"... Bu konuyu tartışmak istemiyorsun diyelim, içinde "bed" geçen bir cümle kurmakta da kararlısın ama, benim önerim "come to my bed". Gökten kurbağa yağması ise filmin unutulmaz sahnelerinden biriydi. Kurbağalar milletin kafasına gözüne şamar gibi inerken aklıma "Gökdelenden atılan bir taş yere düştüğünde mermi etkisi yapar" geyiği geldi. Hele en sonunda gökten polisin kaybettiği silah da düşünce... Bu arada "1954’de İngiltere’de kurbağa yağmış" efendim. Bunu mümkün kılan ise "hortumların deniz ve karalardan emdikleri bazı canlı ve cansız varlıkları daha sonra başka bölgelere taşıması ihtimali"ymiş; Bismillahirahmanirahim diyorum. Konuyu bağlamak gerekirse, nette okuduğum yorumlarda film için "kült", "çarpıcı", "boğaz düğümleyen" ifadelerine sıkça yer verilmiş. Millet birbirini gaza getiriyor kanımca, birileri filmi çok beğenince (Altın Ayı'nın etkisi yadsınamaz)ve fikirlerini az kullanılan Türkçe kelimeler ile ifade edince, kimse: "Adam (Paul Thomas Anderson) 13 hikayeyi birbirine çok güzel bağlamış bravo da; konu hayata dair bir şeyler anlatmaksa Şener Şen'in oynadığı 'Muhsin Bey'in önünde saygı ile eğiliyorum" diyemiyor(dedim). Amerika'yı yeniden keşfe gerek yok! |