Ayşe Arman'ın geçen gün yazdığı bir yazı oldukça ilginçti.
Başlığı "hurriyet.com.tr'de her şey mümkün".
Arman yazısında hürriyet.com.tr yazarı Yonca Tokbaş'tan bahsetmiş.
Ama önce hafızalarımızı bi'tazeleyelim.
Geçen sene Hürriyet gazetesi, internet sitesi için
"Yazar Aranıyor" konulu bir yarışma düzenledi.
Yazar adayları üzerinde iyi çalışılmış yazılarını gönderecek,
seçici kurul (Oktay Ekşi, Mehmet Yılmaz gibi isimler) değerlendirecek
ve birinci gelen yazar adayı gazetenin sitesinde köşe yazarı olacak.
İkinci ve üçüncüye de DVD Player, satranç tahtası gibi ödüller verilecekti!
(DVD Player doğru da -iyi güzel yazıyorsun ama biraz film izlesen daha iyi yazacaksın babında-
satranç tahtasından pek emin olamıyorum).
Buraya kadar her şey normal.
Yarışma yapıldı ve sonucunda Yonca Tokbaş birinci seçildi.
Geçen gün Ayşe Arman'ın köşesinde bahsettiği Yonca Tokbaş.
Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapan.
İşte tam da bu noktada iş ilginç bir hal almaya başlıyor.
Yarışmanın üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra öğreniyoruz ki
Yonca Hanım Ertuğrul Özkök'ün kızı Gülümsün Saatçi'nin kankisiymiş.
Aynı zamanda Dubai'de yaşadığı için de Arman'ın can yoldaşı
ve kocasının da sektördaşı.
Anlayamadığım şu: Ertuğul Özkök, kızının kankisini
gazetenin internet sitesinde köşe yazarı yapmak istiyorsa
bunun için bir yarışma düzenlemeye ihtiyacı var mıydı?
Okur alışkındır "Yav, bizim oğlan da şurada, bi'köşede iki çiziktiriversin"
ricası ile köşe yazarı olmuş sırtı sağlamlara.
"Ben yaptım, oldu" diyerek Yonca Hanım gazetenin sitesinde yazar olarak ilan edilseydi
ve bu sürenin sonunda kendisinin Gülümsün Hanım'ın kankisi olduğu ortaya çıksaydı okur ne diyecekti ki?
"PEH!"
Evet sadece "PEH!" diyecek ve geçip gidecekti.
Bu durumun bir skandal değeri yok ne yazık ki.
Ama şimdi, bugün...
İşte bu, dünyanın neresinde olursa olsun skandaldır millet.
Farklı açılardan da bakmaya çalışabiliriz olaya.
İnsan en iyi yakın çevresini tanır di'mi?
Öyle olunca da en iyi ravioliyi annen yapar,
en çok kitabı baban okur, en iyi balığı abin seçer,
en umut verici yazar kızının kankisidir filan.
Olabilir mi dersiniz?
Neden olmasın!
Ayşe Arman'ın köşesinde okuduğumuzu göre Yonca Hanım'ın background color'ı da
kaleminin hakkı ile birinci seçilmesini sağlamış olabilir.
Yonca Hanım Ankara Lycée Charles de Gaulle mezun olduktan sonra
soluğu Boğaziçi Üniversitesi'nde almış.
Lisesi için bir şey diyemeyeceğim ama benim bildiğim bu memlekette
Boğaziçi'nden mezunsan eğer gerisi önemli değil.
Mühendis çık diş çekersin,
Türk Dili ve Edebiyatı oku ev dekore edersin,
Turizm-Otelciliği kazan Türkiye'nin en iyi Stand-up'çısı olursun.
Biz bunu böyle biliyoruz.
Ayrıca tarafsız bir değerlendirme yapmak için Yonca Hanım'ın arşivine girip,
yazılarından birkaçını da okudum.
Misal, "Atam Atam! Sen Kalk da Ben Yatam" başlıklı yazısı
duygularıma tercüman olmayı başardı.
Bileğinin hakkı, ya da hamili kart yakını, fark etmiyor ne yazık ki.
Eğer bu yarışmaya ben de bir yazı göndererek katılmış olsaydım,
kendimi aptal gibi hissederdim şimdi.
Eğer ikinci olmuş olsaydım, hemen yarın, DVD Player'ı Ertuğrul Özkök'e iade ederdim.
Bunun dışında Ertuğrul Özkök'ün tüm katılımcılara bir açıklama borcu var.
Yoksa "Evet, doğru 'hurriyet.com.tr'de her şey mümkün' diyip,
basıp geçmeleri lazım üzerinden, olayın.
11 Kasım 2008 Salı
22:15
Anasayfa