Otomobillere bir oğlan çocuğu kadar meraklıyım.
O yüzden geçen ay düzenlenen AutoShow'u kaçırmadık.
Bu fuar iki yılda bir yapılıyor.
2006 yılındaki fuarı, çocuk da olmadığından, rahat gezmiştik.
Bu sefer kafamda hem yolculuğu hem de AutoShow'da geçirilecek süreyi tarttığımda
bir an kararsız kaldım. 2008'i atlayabilirdim.
Nil henüz yürümediği için içinde durdurulamaz bir emekleme isteği var.
Yani evden çok uzaklarda pek rahat ettiğimiz söyelenemez.
Yine de sabahın köründe yola koyularak yolculuk süresini en aza indirmeyi başardık.
Fuar alanına vardığımızda biraz yorulmuştuk.
O yorgunluğun üzerine içeri girer girmez Kahve Dünyası ile
burun buruna gelince sevincimi size anlatamam.
Çölde vaha neyse fuarda Kahve Dünyası o!
Hemen sevinip, fazla abartmayalım ama: Tek başına Kahve Dünyası ne yapsın?
Bir takım ihtiyaçlar hasıl oldukça tadım kaçmaya başladı:
Alt değiştirme tablası, emzirme odası,
bebeklerin kucaktan inebileceği minderli bir ortamdan filan bahsediyorum.
Velhasıl, iki buçuk saat süren fuar aktivitemizin sonunda,
genel değerlendirmemi merak ediyorsanız söyleyeyim:
Yeni otomobil modellerinin dışında fuarda taş üstüne taş konulmamış.
Anne olunca böyle oluyor işte; sadece otomobilleri değil,
ortamı da fuar değerlendirmesinin içine dahil ediyorsunuz.
Ki ziyaretçilerin bir kısmı bebekli hayatlarına uygun
yeni otomobil bakmaya gelen ailelerden oluşuyor.
Tüm bu değerlendirmelerin ışığında
bu yılki TÜYAP Kitap Fuarı'na şüpheli yaklaştım.
Cumartesi günü sorabildiğim kadar çok kişiye sordum: Fuar nasıldı?
Cevaplar "Aynı!", "Çok çocuk vardı!" filandı.
Yani Nil'i alıp bu sefer de Beylükdüzü gibi bize dünyanın öte ucu gibi görünen
bir yere gitmek için daha sağlam gerekçelerimiz olması gerekiyordu ve yoktu!
Herkesin fosur fosur sigara içtiği, bunun üzerine B.Çekmece Belediyesi'nin fuara baskın yapıp,
ceza yağdırdığını da göz önünde bulunuracak olusak...
Çünkü "duman altı" bebekle pek arzulanan bir atmosfer değil.
Benim gibi parasını kitaba yatıran bir insan kitap fuarına gitmiyorsa
bu bir şeylere delalet midir?
Neden olmasın.
Gitmedim; çünkü İdefix Sanal Kitap Fuarı'nı bekliyorum.
Tam tarih veremeyeceğim, ama sanırım kasım ayının son haftası itibariyle başlayacak.
Şimdi soru şu: İnsan kitap fuarına neden gider?
Eğer cevap, yeni kitaplar keşfedip, indirimlerden yararlanmaksa bu yeterli değil.
Gerçekçi olmak lazım:
Yeni kitaplar keşfetmeye niyeti olan bir insanın, senede bir gün,
Rusya'nın soğuk savaş dönemini andıran bir fuarı beklemeye ihtiyacı yok.
Zaten o kalabalığın içinde gönlünce kitap karıştırmanın da pek mümkün olduğu söylenemez.
İmza günleri ve söyleşiler geçerli sebep sayılabilir.
Ama yaratıcı davranan yayınevlerinin artması fena olmaz:
Murathan Mungan'ın Esenler Otogarın'ndaki okumasını kaçırmadığınızı umarım.
İndirimse sanal fuarda da indirim var.
Yeni kitaplar keşfetmekse eğer o da senin marifetine kalmış.
İnternette keşif imkanlarının,
stand başında durup kitap ters-yüz etmekten çok daha gelişmiş olduğunu biliyoruz.
Eeee?
Bol vakitli bir tek tabancaysanız ilginç olabilir fuarlar.
Yoksa buralarda bebekli ziyaretçi ziyaretçiden ziyade beleşçi muamelesi görüyor:
Çocuğu eylemeye gelmiş kontenjanından.
O yüzden "Hizmete istediğimiz bir şey ekleyebilseydik bu ne olurdu?"
ya da "Eğer bir şey çıkartacak olsak, o ne olurdu?" gibi
işi daha iyiye götüren "ya öyle olsaydı?" oyunu oynamak
bizim buzinis menlere lüzumsuz görünüyor: Çalışıyorsa, elleme!
Oysa internet "ya öyle olsaydı?" oyunun sürekli oynandığı bir servis dünyası.
Sonuçta bu yazı külliyen bir kitap fuarı reddi değil.
Benim gibileri de evlerinden çıkarmak için bir şeyler yapılabilir.
Belki bir kitap fuarı da İstanbul Modern'de düzenlenir.
Niye olmasın, neden?
10 Kasım 2008 Pazartesi
23:45
Nil'in Dünyasý'ndan:
Kaydırmaz, Işın Kılıcı, Domuz
Anasayfa