resmi twitter sayfam bazen de instagram küçük ve günlük hassasiyetler

hafta sonu hoşuma giden

 

 

bir şey oldu, starbucks’ta ders notlarımı okuyordum bir süre sonra sıkıldım tabii, etraftakilere bakmaya başladım ne yapıyorlar diye, çaprazımdaki masada iki kadın da sohbet ediyordu, bana doğru oturan karşısındakine “şunu yazdım” dedikten sonra telefonunun ekranını gösterdi, “sonra bana instagram isteği gönderdi, çok yavaşız hiç bana göre değil böyle şeyler ne bileyim niyet belli gerizekalı bu herif artı şöyle bir muhabbet oldu yavşicanı düşünüyor, çocuğum olduğunu biliyor, evli de olabilirim, ne olabilir . . . (bu esnada kadınla burun buruna konuşma yapıp tekrar sırtlarına yaslandılar) o bile yok herifte ben yapıcam mecburen çok uzatmadan yapmam lazım sonra herif şey diyecek -bu kimdi?-ne yazayım -bir şeyler yapalım?-  mı
zone 1 deyiz ..aynen aynen kutunun içinde hayırsa da hayır…”

yeteneğim tanımlanması zor ve pazarlanması neredeyse olanaksız o yüzden bir işim yok diğer taraftan “doğru insanlar, hayatına gerçekten olması gereken insanlar sana gelecekler ve hayatında kalacaklar” inancıyla sosyal hayatımı sürdürdüğümden çok az insanım var inşallah tabutumu kaldıracak adam bulunur. ayrıca kefen parasının yanına bir de ağıtçı parası ilave etmem gerekecek öyle söyleyim ki bunun ayıbı günahı olmaz kültürümüzde var bir kere ve biz bu az insanlar çok sıkıcıyız. gerçekten hayatımızda kayda değer pek bir şey olmuyor yanımızda beş dakkadan fazla durmak istemezsiniz her türkiyeli gibi sevdiklerimizle beraber hayatta kaldığımıza şükrederek savuşturuyoruz bu sıkıcılığı ben ayrıca çokça film ve criminal dizi izliyorum

sohbeti dinlemek iyiydi kimse bana böyle şeyler anlatmiyor, eskiden olsa bunun üç masa ötede bangır bangır konuşuluyor olmasını gereksiz bulabilir yerine birkaç bölüm üst üste satc izlerim hem ordaki muhabbetler daha kaliteli diyebilirdim (Carrie:Tıpkı sfenks’in bilmecesi gibi neden etrafta bu kadar çok muhteşem bekar kadın var ve hiç muhteşem bekar erkek yok?) evet bu, ama bu da var, hayatın bu çiğ hali, kendi kolidorunda ilerleyen birinin yolunun birkaç metresini tanımadığı insanlara açması, başka bakımdan bunu yargılayan biri çıkarsa gülerim, sosyal medyada hayatlarımızla ürettiğimiz içerikleri düşünecek olursak eğer.

bi arkadaşım geçenlerde şöyle dedi “artık kimse blog okumuyor o internette tuttuğunuz köşeleriniz örümcek bağladı”. koca osmanlı çöktü hayatım ne bekliyordun,  feysi gazete diye çıkarsalar üzerine çamurlu botlarını koyardın demedim.  internette yıllardır hiçbir şey yazmadığımdan olsa gerek “evet ya kim ne yapsın o kokuşmuş yazıları” dedim
(bunu okudun mu Duygu?) hayata dair ne varsa yorum kriterinin “ben sevdiğim ben sevmediğim” olan yazılar ve turgut uyar gibi zamanı geldiğini hissettiğin anda kendini bozup tekrar birleştiremeyenlerin yeni bir şeyi bile eskisine dayanarak açıkladıkları, iki yıl önceki düşüncesini dün inşa etmiş gibi sundukları yazılarının gerçekten tadı kaçtı. laf tak diye scarlet cilt bakımına geldi, birkaç seans gitmiş, cildini bir hayli toparlamış. öyle söyleyince yüzüne daha dikkatli baktım, çok görünsün diye saçını taramayan kadınlardan ve hop dedi bir tropik adaya yerleşssek ne güzel olura bağlandı (ciddi ciddi)(tahminim instagram’da bennu gerede’yi takip ediyor). konu geçişlerini kaçırmadım, hep böyle olmaz mı sohbet biraz ordan biraz burdan, ardından kaçınılmaz son cep telefonlarına daldılar kısa bir suskunluk yaşandı.  ben evde su boruları ve parkeler konuşmaya başladığında bile kulak kabartıyorum o yüzden kafelerde falan sakın kendi aranızda öyle pısı pısı konuşmayın
(bir jak çıkarıldı)

mahallemizde diyeyim

apartmanlar standart 2 balkonlu bazıları 1 balkon+1 teras ve pek tabii bir de bahçe katları var ki onlar da ayrı girişleri kapılarının önüne kadar çektikleri otomobilleri ile dairelerini müstakil ev olarak kullanıyorlar.

Biz ve çevredeki diğer apartman sakinleri evden çıktıktan sonra zorunlu olarak bu konteyner alanından geçiyoruz. Mahallenin pekçok noktasında da bu konteyner gruplarından var bizimki bize yetmezmiş gibi onlarınkinin de önünden geçe geçe anayola varıyoruz. Bu çok ideal bir eve girip çıkma şekli değil benim için, fakat normal bir günde belediyemiz böyle taşıp çorba olmasını beklemeden geliyor çöpleri topluyor arkasından bir başka görevli geliyor o da yere düşenleri topluyor ben de buna Edirne’den sonra kim star yaklaşımı ile eyvallah diyorum.

20170111_173714

Bu kar yağışında geçen senelerde olduğu gibi anayollarımız açıktı ve mahalle araları, otoparklar köy yolu gibiydi ve hala da öyle; buraya çöp arabasının girmeyeceği cuma akşamından belli oldu.
ne var ki çevre tüm apartmanlar sakinleri aynı hızda çöp üretmeye (mesela fotoda göründüğü üzere plastik beyinli bir komşum bu havada bulaşık makinesi deterjan kutusunun atılmasını aciliyetli görmüş ) devam ettiler ve ediyorlar ve çöp torbalarını demin bahsi geçen teraslarda, çifter çifter kondurulmuş balkonlarda ve müstakil girişli bahçe katı dairelerinin karanlık noktalarında bekletmeyi tahammül edilemez bulmuşlar. aman bu çöp benden bi çıksın da cehenneme direk
gel gör ki onlar da bizimle birlikte mahşer gününü bekliyorlar (bana yetmez siz de görün istedim)

ülkemizde çöp atmayı bilmemek var ona şimdilik girmeyim şunu diyim yalnız; evin kapısını açtığımda katımızda görevlimizin atması için hazırlanmış öyle çöp torbaları görüyorum ki adamı alıp karşına hakaret etsen daha az zahmetli olur. ben olsam selamlarını almam o kadar. diğer taraftan otoparkımız lüks araçtan geçilmiyor bu korelasyona şaşırmalı mıyız? tabii ki hayıııırrrrrr.

şimdi yıllardır süren vatandaşla belediye arasındaki ihtiraslı ilişkiye gelecek olursak
belediye çalışmıyor da, ben çöp vergisi ödüyorum da, git avrupa’ya havaalanından otelin kapısına kadar kar yağsa dahi bavulunu çeke çeke ulaşırsın da, orada kaldırımlar yerden ısıtmalı da, bir sürü laf.
haklılığı olumlu bir duygu sanıyoruz oysa şimdi benim de deneyimlediğim üzere berbat bir duygu. bir daha ki seçimde bu belediyeye oyunu verme, oy vermedinse aç şikayetlen, imza topla, dilekçe yaz, mail at, menşın yağmuruna tut, vergilerini 5 kuruşluklarla öde, yap bir şeyler ama biliyorsun ki cumartesi gününden itibaren buraya o çöp kamyonu girmeyecek giremeyecek sen de olabildiğince az çöp üret ve çöpünü beklet. “Oooo balkonda çöp bekletmek mi!!!” bu önerime laf hazırlayanlara Ceza’nın çok önce paylaştığı bir sözü geliyor o zaman “asitli mide içinde bok taşır bu insan söyle bu kibir kime niye kime kısmet kime niyet”

yılbaşından önce

yumurta fiyatına zam geldi.Şu anda en ucuz organik yumurta 10’lu pakette 13tl civarında. Eğer benim gibi mahalleye gelen pazar arabasından alıyorsanız tanesi 1.25 tl ve eski yumurtacı amcanız kapınıza kadar getiriyorsa solucanla beslenen üzeri “kirli” (zor bir doğum olmuş olmalı) bu yumurtanın tanesi 1.50 tl. Migros’tan alacağınız en basit kıymanın kilosu ise 38tl civarında. Bir yumurtada 6,5gr protein var.  N’oluyor şimdi?

Pazar arabasının sahibi “yumurta kıt” diyor “süt de öyle”.  Yanımdaki kadın dereotu ne kadar diye soruyor adam 2TL deyince  vızzlanıp mızzlanıyor. Gel gelelim dışarıda bir kahve 6 liradan başlıyor. 355 ml filtre kahve 1lt benzinden pahalı ve herkes bilir ki kışın yeşillikler soğuk yaktığı için 2tlden aşağı olmaz. Artı adam mahallene kadar getiriyor istersen cumartesi günü atla arabana pazara git hem orada daha çok çeşit var ve kesin dereotu 25 kuruş filan daha ucuzdur. Ayrıca adam sen de samimi ol. Neye kıt? İnek üşüdüğü için süt mü veremiyor? Bir de hem yumurtaya hem süte zam geldiği gün bana zamdan bahsetmedi, “Hesapladım ver 60 TL” dedi (sebzeyi de burdan alıyorum) ben dönüp giderken diğer müşteriye söylüyor zam geldiğini. Durup “Zam mı geldi?”  diye sordum.
“Evet” buyurdu hazretleri.
Sorun gelen 3-5 zamda değil.
Ben emekçi muamelesi yapınca, küçük esnaf yaşasın dedikçe adam bana fiyat söylemiyor.

Bi tanıdığım aklıma geldi 50 kuruş 25 kuruş filan sakınmanın derdinde. 1 lira atlattı mı gözleri gülerdi. Mesela “Sen 10 liranın üzerini tamamla yeter” dersen içi yaşam sevinciyle dolardı. Geçen ağustosta tak diye öldü. Bakkal para üstü yerine çiklet vermiş. Çiklet!!!! Paranın sıcağına yatmayı severdi rahmetli ne yapsın çikleti.
Ölmedi ölmediiii tamam.

Ne zaman “İki yumurta kırar yeriz kardeşim ne cart curt ediyor o”dan yumurtanın kıymadan pahalandığı noktaya geldik. Soru işareti falan hak getire. Yalnız siz benim gibi kaba konuşmayın ve olaya “yumurta temiz protein fekat bu kadarı da olmaz ki canım”dan girin.

Neyse biraz daha iyi miyiz?

Bunun adı dramdır

Veyahut gerçek anlamda bir bakım, onarım da diyebiliriz

20161203_141632

yönetmeni kim dersin

çizim uygulamalarında

bir şeyler karalamak da iyi geliyor bana

p2

p3

p1

kitaplar var

20160727_214330

dizi izlemek

artık varoluşsal meselemizin bir parçası haline geldi
eğer henüz hala başlamadıysanız the killing şu sıralar izlemek için iyi bir seçenek.
bir hikaye var ve her bölüm yeni bir soruyla bitiyor

2016 temmuz 15

‘şunu gördün mü?’ demiştim kızıma gülümseyerek. Günün en ilginç karesinin bu olduğunu düşünmüştüm.

Originele Viagra kopen Kamagra Oral Jelly kopen Viagra voor vrouwen Na hoelang werkt Viagra Dieetpillen Viagra kopen bij de kruidvat Generieke Viagra kopen Viagra ervaringen Viagra bestellen Viagra kopen in winkel Erectiestoornis behandelen met Viagra Viagra kopen bij de Etos Generieke Levitra kopen Viagra Soft Tabs kopen Viagra prijs Sildenafil kopen Viagra kopen in Nederland Kamagra Bruistabletten kopen Originele Levitra kopen