24 Haziran 2008 / Sizin Salınız




Stollen Yiyorum Gözlerim Kapalı


Dünyanın en dağınık evinden yazıyorum bu satırları size. Bu satırları size dünyanın en dağınık evinden yazıyorum. Özneyi değiştirince vurgu da değişiyor ya: mevzu, evimin dağınık olması mı, yoksa bu çok mühim yazının dağınık bir evde yazılıyor olması mı? İşte Türkçe'yi bu yüzden çok seviyorum. Sanki yetişkinlere özel gizli bir oyun gibi. Ben şimdi, şu anda, hem yazıyor hem de Stollen yiyorum. Sağ olsun Backhause, sen çok yaşa 15 YTL. Ki yarın GAP'in büyük indirimi başlıyor. Karar verdim, bilin istiyorum. Tüm hayatımı bir bahçede oturup önce kapiçino, sonra limonata, üçüncü sırada çay ve son olarak bir shot ekspresso içerek geçirebilirim. Otoparkta, otomobilime doğru ilerlerken bir elimle Nil'in pusetini itip, diğer elimle karnımı ovuşturabilirim. Ya da böyle kafe bahçelerinde zavallı bir şekilde, doğaya sahtekarca yakınlaşmaya çalışmak yerine en iyisi köye taşınabilirim. ADSL ve Digiturk bağlı, Kars havaalanına 90 ya da 190 km mesafede bir köy evinde bir ömür yaşayabilirim. Bir de kahve makinası lazım tabii. Bahçeye ektiğim salatalıkları toplarken GAP tişörtümü giyebilirim. GAP tişörtümü giyebilirim bahçeye ektiğim salatalıkları toplarken. Kendi içimde 'ironik çelişkilerim'le dalga geçip günümü şenlendirebilirim. Yoksa siz hala çelişkilerinizi inkar mı ediyorsunuz? Çelişkilerinizi hala inkar mı ediyorsunuz siz yoksa? SBS'ye çakı gibi hazırım; sadece zamanlamam yanlış. Yılda 4 defa istanbul, 1 kere (mayıs ya da eylül de) Amerika, 1 kere Amsterdam ve 1 kere de Londra uçuşları ile geri kalan süreyi verandası olan ahşap bir köy evinde geçirebilirim. Ya da o sene sadece Katmandu'ya gidebilirim. Belki Tibet. Ama aşı olunacaksa ben yokum. 'Bir ömür' ütopik ya da topik gelirse kulağıma başka bir seçenek de şu: Nil ilkokula başlayana kadar 5 yılım var. 5 yıl boyunca bu şekilde bir köyde yaşayabilirim. Sonra şehre dönüş. Bunu aradamızda ciddi olarak konuşuyoruz. Gereken tek şey aynı miktarda parayı evden çalışarak kazanmak. O kadar! Aşılması zor bir engel mi sizce? Evet aynı para ile tüm bu seyehatleri yaptığımız halde, inanılmaz relaks ve organik yaşadığımız halde üstüne para bile biriktirebiliyoruz. Bunun dışında yarın Lost'un yeni sezonu başlıyor. Köyde de yaşasam şehirde de fark etmiyor; çevremde Lost hakkında konuşabileceğim bir tek kişi yok. Galiba forumlar bunun için; benim gibiler için. Forum in the Morning diyorum o zaman. Bu arada ahkam kesmek istediğim konular birikti de birikti. "İllaki bir şeyler yazmak zorunda hissediyorum kendimi; ama yazacak bir konu bulamıyorum" diyenlere "bakış açısı" ile birlikte yazı konularımı satabilirim. Kazandığım para ile daha çok Stollen satın alabilirim. "Boşan da Stollen'ını ye" demeyin bana. Bekledikçe lezzetlenen bir şey bu. Çok fena bir şey. Cennetten bir parça sanki. Bir parça sanki cennetten. Diğer taraftan güzel gelişmeler de olmuyor değil. Perihan Mağden'in her ayın ilk çarşamba günü gündeme getirdiği "Ayça Şen daha sık yazsa Radikal sulanır mı ki?" soru önergesi sonucunu verdi: Bu yazısından anlıyoruz ki gazatenin (bir de gazete yazmasını becerebilsem) kendisinde yazmamışsın eki hikaye, kesinlikle köşe yazarı sayılmıyorsun. Yoksa biz bunu daha önceden biliyor muyduk? (bkz. Kırıkkanat) Kendsini tebrik ediyor, arkadaşını değil Ayça Şen'i görmek istiyoruz bu kolonlarda, kirişlerde. Yalnız uzun saç konusunda kararsızım! Yarın mı? Tahmin edemiyorum. Euro 2008'in en tahmin edilemez ülke takımının vatandaşı olarak (var mı böyle bir tabiyet?) bir tahminim yok. Bu da bir çelişki olmasa gerek. Ama şunu söyleyebilirim ki Gold Max'de Autumn in New York var şimdi, şu an. Ve diyebilirim ki insanın sevgilisinin ölmesi kötü bi'şi. O yüzden İstanbul'u dinliyorum Stollen yerken. Stollen yerken İstanbul'u dinliyorum. Burada "Yaşamak için mi yemek, yemek için mi yaşamak?" benzeri ikileme işaret derken görüyoruz beni, ki bir rivayete göre çöpüm bile para ediyor. 24 Haziran 2008 Salı 23:00 Nil'in Dünyası'nda Bugün: Ufak Bir Sinir Krizi: Anı Hamuru-2 Anasayfa

Stollen