Okul, Ali'nin parasının 4/1'i, 3/2'si, 5/1'i ile neler zıkkımlanabileceğini hesaplatarak;
bugüne kadar ayağımızı sokmadığımız bir havuzu doldurtup boşaltarak;
oturup iki lafın belini kırmadığımız bir yazarın neler ima ettiğini buldurmaya çalışarak
bizi gerçek dünyaya hazırlar.
Bunu yaparken sınıftan yükselen ses hiç değişmez:
0.5 ucu olan var mıııııııı?
Ben ucumu kimse ile paylaşmak istemediğim için hızla
daha az revaçta olan 0.7'ye geçtim.
Şaşılacak şey bu sefer de 0.7 uç popüler oldu.
Aynı süratle 0.9'a geçiş yaptığımda ise arkadaşlarım
"Yok artık Duygu!" diyerek tepkilerini ortaya koydular.
Çünkü benim zamanımda 0.9 ucu gözü bozuk olanlar kullanırdı.
Rotring'i alıp ucunu temin konusunda sıkıntı yaşayanların hep aynı kişiler olması
sadece benim mi dikkatimi çekiyordu?
Bu insanların ileride otobüse bindiğinde "Akbil'i olan var mı?" diye de seslenmeyeceğini
kim garanti ediyordu?
Sırtımızda kambur muydu bunlar?
Ayrıca o zamanlar Çin henüz kurulmamıştı!
Bir çocuğun orta-lise eğitimi boyunca ihtiyaç duyacağı ucun maliyetinin,
üniversite masraflarının yüzde kaçını karşıladığını
sadece Dünya Gençlik Merkezi'nin kasiyerleri hesaplayabiliyordu.
Ama kendimi şöyle savunayım: Hep bana yetecek kadar ucum olurdu.
Hazır kalemler hakkında konuşurken şunu da yazayım:
Bu dünyanın tartışmaya kapalı kuralları vardı.
Misal ilkokulda okuyorsanız kırmızı kalemi sadece başlık yazmak için kullanırdınız.
Yeşil kurşun kalem abiler, ablalar içindi.
Yeşil kalemle ne tür "ayıp şeyler" yazdıklarını bilemezdiniz.
Bir çocuk bu renk kalemi hangi ders için kullanabilirdi ki?
Tükenmez kalemi ise hayal bile edemezdiniz!
Onunla babalar yazardı.
Bir de silgi var tabii.
Yazdığınız bir şeyin üzerini çizip bir alt satırda yeniden başlayamazsınız.
Mutlaka silmeniz gerekir.
Hata yaptığınıza ilişkin tüm delilleri ortadan kaldırmadan yeniden başlayamazsınız.
Ben ise delilleri hep daha görünür kıldım.
Bastırarak yazdığım için silmeye kalktığımda sayfanın şaftı iyice kayar;
birinin burada bir iş çevirdiği hemen belli olurdu!
Orta-3'e gelindiğinde ise kalem kutusu topuktan sıkmaya başlar.
Kalemleri sırt çantanızın ön gözünde taşımak bir aşamadır,
liseye geldiğinizde de dosyanıza iliştirdiniz mi "erişkin olma yolu"nu yarıladınız demektir.
Tükenmez kalem ise bir tabudur.
Bir çocuğa "Tükenmez kalemle yazarsan silemezsin" denir mi?
Silemeyim, peki!
Üzerini de mi çizemem?
Çok sıkıntı verdi; o sayfayı kopartıp yenisine de mi geçemem?
"Tükenmez kalemle yazarsan silemezsin"
Bir insanın silmek istemeyecek şeyler yazabilmesi için kaç yaşına gelmesi gerekiyor?
18 mi?
O yaşta savaşıp ölen askerler var.
Tükenmez kaleme zor geçtim ben.
"Tükenemezi silen silgi var" safsatası bana yırtık sayfalar olarak geri döndü.
Tükenmez kaleme zor geçtim ben...
Bir işaret beklemiş de olabilirim.
Birkaç kez not tutmuşluğum oldu kendisi ile ama hayatıma girmesi için liseyi bitirmem gerekti.
Ondan sonra uzun bir süre kurşun kalem kullanmadım.
Çocukça buldum kurşun kalemi. Acemice de gelmiş olabilir.
Ta ki bir sene öncesine kadar.
Artık kurşun kalemle tükenmez kalem hayatımda eşit ağırlıklı.
Kalemlerimi bir arada tutan bir çeşit kalem kutum da var.
Yalnız silgi kullanmıyorum.
Hangisi ile yazarsam yazayım, yanlış yaptıysam eğer, üzerini çizip geçiyorum.
20 Haziran 2008 Cuma
01:02
Nil'in Dünyasýnda Bugün:
Eklem Sesleri Ovalara Yayılır...
Anasayfa