Anasayfa
30 NİSAN 2006 PAZAR 23:40 Marco Melandri ve Anneler Günü
Motor sporları ile hayatta işim olmaz;
ancak "davete icabet adettendir" diyerek bugün
İstanbul Park Pisti'nde gerçekleşen Moto GP 2006’yı izlemeye gittim.
Daha yerlerimize oturalı beş dakka olmamıştı ki
"ne zaman bitecek?" diye sızlanmaya başladım.
Kuranderde kalmıştık: alttan, üstten, sağdan, soldan.
Sadece biz değil tüm 7. tribün; ancak herkesler halinden memnun görünüyordu.
Bunun üzerine ilgi alanıma girmeyen hiçbir organizasyona
bundan sonra katılmama hususunda kendime söz verdim.
Aksi halde olumsuz şartlara katlanmak bünyemde kanserojen etki yapıyor.
Neyse efendim, vardığımızda yarışın başlamasına daha iki saat olduğu için
boş boş düşünmeye çokça vaktim oldu.Yarış başladıktan sonra da vaktim olacaktı;
çünkü 10 dakka bir önümüzden 3-5 saniye için geçecek
9-10 tane motorlubisiklet için totoyu donduruyorduk..
Bildiğin ToTo işte, içinden oyuncak çıkan yumurta.
Ne diyordum?...düşünmek!
Hayatın anlamını (demirbaş),
İstanbul Park'ın soğuk bir nisan günündeki anlamsızlığını,
anneler gününde anneme ne hediye alacağımızı,
neden evde oturma konusunda daha sert bir savunma çıkartmadığımı,
madem evde oturmayacaktım neden iki çorap üst üste giymediğimi,
pusettada bir bebeğin burada ne işi olduğunu,
bir termos çayın kaç tane OHT peptide 3 krem gücünde olabileceğini falan falan.
İçlerinden "anneler günü" konulu denemeyi seçtim:
bugüne kadar çay bardağı, gözaltı kremi, ev terliği gibi gayet yaratıcı seçimlerim olmuştu.
Anneme telefon açtım, neye ihtiyacı olduğunu sordum."Bir öpün yeter" dedi.
Annemin gözünün bozuk olduğunu söylemiş miydim?
Ablamla ikimizi tek çocuk gibi görüyor.
Soruyu ayrı ayrı da sorsak cevabını ikimiz üzerinden veriyor.
"Ya öpüyoruz annecim bol bol, sen söyle bir şey" dedim.Direndi.
Sanırım ablamla birlikte ona süslü pullu bir yaz çantası alıcaz.
Bazı mekanlar var ki girişinde çantanızdaki yarısı ısırılmış çikletten,
dibinde bir yudum kalmış pet şişe suya kadar ne bulurlarsa arayıp tarayıp çöpe atıyorlar.
Burada millet battaniyesi, keki, termos içinde çayı derlenip toplanıp gelmiş.
Tabii biz kolumuzun altında 4 gazete ile birlikte iki dirhem bir çekirdek...
Bu durum "evden biri"nin başına patladı "haberin yok muydu yani, şimdi, böyle, şöyle de gelip kurulabileceğimizden" diye.
Çünkü satın aldığımız ilk kahveden sonra ikincisi için tüm standlardan "sıcak su bitti!" yanıtı aldık.
E donuyoruz nasıl olacak bu iş?
İnsan böyle havalarda avucunun içinde sıcak bir bardak tutmak istiyor.
Yarışmanın sonunda İtalyan oğlan Marco Melandri birinci oldu.
En sonra şeref turu attılar.Alkış kıyamet tabii.
Marco Melandri de geldi benim bulunduğum tribünün önünde durup "asfaltı ağlattı"
Bu noktada Cem Yılmaz ile Marco Melandri'nin ortak noktasının "ben" olduğuma kanaat getirdim.
Neyse patinaj yaparak çıkarttığı dumanların neticesinde yer görevlileri ne kadar değişik renkte bayrak varsa kaptıkları gibi
motosikletin önünde geçip adamın burnuna burnuna sallamaya başladılar.
Sonra oğlan bastığı gibi gaza şampanya fışkırtmaya gitti.
Copyright © 2005.scampimix
03/06/2006
|