WwW . Bu Benim Hayatim . CoM





INSERT:DUYGU'NUN İSTANBUL'U



Anasayfa Gülse Birsel'in İstanbul'u , İstanbul Life'a konu olunca dedim benim neyim eksik? Sonuçta herkes kendine değerli... Yani bu başlık bana da ilham vermedi değil. İstanbul Haseki Hastanesi'nde doğup, sokakların da oynayıp, kaldırımları üzerinden okula vardığım, haftasonu caddelerinde sosyalleştiğimi gözönünde bulundurulacak olursak benim İstanbul'um kaç m2 diye düşünmeden edemedim.Çok metrekare olmadığı kesin; çünkü evden dışarı çıkmayı pek sevmiyorum ve dolaştığım semtler konusunda biraz tutucuyum. Yeni semt tanıma konusunda fazla hevesli değilim de diyebiliriz. İl sınırlarının ölçüsü 5100 km2 olan İstanbul'umuzun nüfüsu 15 milyona dayanmıştır. Bu nüfusun toplu taşıma araçlarını kullanması için son zamanlarda AKBIL seferberliği başlatılmıştır.; ancak Büyükşehir Belediyesi'nin AKBIL için hazırlattığı afişlerdeki AK hecesinin bold yapılması özellikle AK Partiyi çağırıştırsın diye midir? Yoksa ben paranoyanın gözüne mi vurdum bakın orası pek net değildir. İstanbul benim için çok büyük bir şehir sayılmaz. Düşünceli bir vatandaş olarak şehri iktisatlı kullanırım.Bunca kalabalık varken öyle her yerine dağılmam. Sırası ile Tarabya-Maslak, Levent, Şişli, Taksim, Bahçesehir, Beşiktaş, Eminönü, Ümraniye(Ikea), nadiren de olsa Bağdat Caddesi... Bunlarin içinden Eminönü'ne itiş kakışına rağmen Galata Köprüsü hatırına giderim bir de anne ile alış verişe; işte bu zamanlarda o dar sokaklarda dolaşmak işkence olabiliyor. Eminönü'ne ulaşım Taksim-Tünel-Karaköy güzergahını takiben olursa tadindan yenmez. Tünel'e varıldığında, yolun en sonunda, o uzun taşın üzerinde soluklanılabilir. İstanbul'da "dışarısı"; eğer bir planım yoksa önce uzun bir yürüyüş ardından dinlenebileceğim güzel bir cafe demektir. Hele de mp3 çalarım yanımdaysa ve sadece yürümek istiyorsam Tarabya'nın denize sıfır yürüyüş parkuru, Dolmabahçe'den Besiktas'a uzanan ağaçlı yol, Harbiye'den Taksim'e uzanan geniş cadde (Elmadağ???) ilk üç arasında yer alır. Nişantaşının Teşvikiye-Maçka arası da güzeldir ve Swissotel'e giderken yokuş aşağı olan yol da keyilidir; oradan İnönü Standyumuna varılır ya da paralelinden gitmek istenirse Lunaparkın da önünden geçilebilir (Şu aralar orada bir şeyler organize etmek çok moda oldu). Son zamanlarda keşfettiğim Atatürk Arboretumu ise İstanbul'un gizli bahçelerinden biridir. Tarabya üstünden Cent Kollejine inen yolda bir harikadır. Mekanları güzel yapan çoğu zaman varmak için izlenen yoldur, benim için... Ben TEM'i de severim, otomobilinizle geniş geniş gidersiniz; ancak İstanbul gibi bir şehirde orası da tıkanabilir, şaşırmamak gerekir. Ortaköy'ü pek sevmem mesela, Bebek eh işte. Diyorum ya "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" ya da bir nevi "Tabutta Rövaşata" bana göre değil. Bağdat Caddesi bu ihtiyacı karşılayan bir yer olmasına rağmen bana fazla podyum geldiğinden ve biraz da uzak kaldığından nadiren uğradığım semtlerden biridir. Akmerkez, Metrocity ve Profilo bermuda şeytan üçgeninden söz etmeye gerek var mı bilmem. Özellikle kışın berbat havalarda ve yazın öldürücü sıcaklarda millet olaya uyanmadan saat 11:00-13:00 arası bir girip çıkacaksın, mümkünse... İstanbul'un burada bahsettiğim, bahsetmeyi unuttuğum ya da henüz keşfetmediğim pek çok güzel yeri vardır eminim; ancak bunların içinde hiçbir semtle yarışamayacak olan yer evimin salonudur ve eflatun renkli kanepem... 07/10/2005 Copyright © 2005.scampimix