 |
26 HAZİRAN 1978 |
Anasayfa
Tarihte bugün (26 Haziran 1944)
"İkinci Emisyon İkinci Tertip olarak Almanya'da bastırılan
kağıt elli kuruşlukların tedavüle çıkarılmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yayınlanmış" olsa da
ben bir eylül akşamüstüsü doğmak isterdim haziran neşesine inat;
ama aşık kadının eylülü bekleyememesine diyecek lafım yok
Eğer bir sonbahar günü doğmuş olsaydım;
sarı yapraklar kaldırımı donatmış,
annem babamın kolunda,
ben babamın kucağında,
annemim pardesüsünün etekleri uçuşurken,
saçından bir lokma da gözlerini okşasa,
şakağı babamın omuzuna dayalı olsa yol boyu,
arabaya falan binmeseler
beni eve öyle omuzları bir
yürüyerek götürseler.
Ben bir haziran günün güneşli öğleninde değil de
hüzünlü bir eylülün akşam üstüsünde doğmuş olsaydım keşke;
sanki taşlar daha bir yerine oturacaktı,
içimdeki o neden üzgün olduğunu bilemediğim kızı
kendime daha bir güzel açıklayacaktım.
Aslında haziran neşesi de yok değil bende
eğer o ağır hüzünden bir fırsat bulabilirse...
Doğdum işte zamanın birinde,
burdayım.
Yaşıyorum hepimiz gibi,
nefes alıyorum,
akşam pijamamı giyiyorum
ve sabahları ağzım da çamur gibi
Hayata layık olmaya çalışıyorum;
o bana layık mı diye düşünmeden.
Bazen hiç kimse olmak istiyorum
ya da dünyanın en zalim kadını.
Olamıyorum tabii
içimde bir it gibi uluyan vicdan yok mu vicdan...
Ve bir yeşilçam repliği eşlik ediyor nokta gibi
"Vicdan şimdi 13 numarada çalışıyor..."
İçimdeki çelişkileri seviyorum
ve bazen çelişkilerim olduğu için utanıyorum;
utandığım için kızıyorum.
Yazarken deli bir sohbetin ortasında gibi,
konuşur gibi,
bu "de" ayrımı bitişik mi diye düşünmeden,
öylece ifade etmek istiyorum kendimi.
Yuvarlanıp gidiyorum işte
hepimiz gibi
Bazen hayatı geçiştiriyorum
bazen de başrolü oynuyorum
bize bir "oyun" olarak tarif edilen hayatta
şarjım artık neye yeterse...
Her doğum günümde doğum günüm değilmiş gibi yapıyorum kendime
"Doğum günlerinde insan kendini sevmez aslında" diyorum
içten içe,
kendime.
Sorulması gerektiği için sorulan "Anlat bakalım nasıl geçti? " soruları gibidir doğum günleri.
Sizi seven herkesin sizinle en çok ilgilenmediği gündür,
yılbaşı eğlencelerinde hiç eğlenilmediği gibi.
Düğününüzün bir an evvel bitmesini istemeniz gibidir,
büyük beklentilerin olduğu şaşanın yaşandığı zamanlarda insan bünyesi en kısa sürede normal hayata dönmek ister ya
işte doğum günleri o yüzden gümbürtüye gider hep
gitmelidir de...
Doğmadığım 364 gün kutlu olsun bana!
26/06/2005
Copyright © 2005.scampimix
|