WwW .
Bu
Benim
Hayatim
.
CoM
Özgür "Akapunkturla ilgili maceranı çok merak ediyorum" demiş.
tek başına büyük bir hikaye olmasa da genel olarak zayıflama serüvenimden bahsetmeden geçersem kendi "tarihime" haksızlık yapmış olurum.

BEN ve SOGU$LENMELERIM
Yağ hücrelerimin venüs gezegeninin çapına ulaşması zannımca
annemin tüm engellemelerine, ciyaklamalarına rağmen 5-12 yasları arasında
Dido, Emzik Şeker, Parmak Çikolata, Biyonik Kurabiye, Kurabiye Adam,
Barbie Çikolata, Bonibon, şekerli leblebi unu, Çokonat, Elvan Gazoz,
Şişli Elmas Büfe'nin hamburgeri/dönerli sandövici ve dondurması (şimdi saat ve altın satan bir dükkan oldu)
şeklinde beslenmemden kaynaklanır.
Şöyle ki ortaokul dönemlerimde ablamla üç aylık yaz tatilinin her günü
Atalay Amca'yı arayıp (bizim bakkaldı) kahvalti için Biyonik Kurabiye siparişi verirdik.
Ablam da yemek yeme konusunda değerli bir kaynaktır.
Kendisinin Akmerkez'in yemek katında "Nerede yemek yesek acaba?" seçimini yaparken
"Karar verene kadar elim boş durmasin bari" mantığı ile sosisli sandöviç yediğini biliyorum.
Şu anda iki yaşında çocuğu olan bir anne için 54 kilo ve kadit sayılabilir.
Günde bir ögün besleniyor.Yapabiliyor bunu...
Ben Ülker Halley Pasta'nin ilk çiktığı günü hatırlayan, Panço'nun ilk serisini yemiş biriyim.
Diğer taraftan bizi durduramayan annem sağlıklı şeyler yedirmeye çalışırdı.
Böylelikle tüm gün yemek yiyerek geçerdi.
Ortaokul-2 gibi fazla yemek yediğime karar verdim ve işte ta o zamana dayanır benim dikkat etmelerim.
Lise sonlara doğu da ürün kullanmaya başladım.
O zamanlar bu kadar sürmeli, içmeli şey de yoktu, ne varsa işte...
Orta yaşlarda ne tür abuk sabuk etkileri olacak hep birlikte göreceğiz artık.
Kullandığım tüm ürünler belli bir dönem etkisini gösterdi.
Satın aldığım kondisyon bisikleti, karın çaliştırma aletlerini saymıyorum bile.
Ne zaman ki ben ve iradem baş başa kaldık o zaman işler değişti.
1998 yazı idi yanlış hatırlamıyorsam, bu anketörler yeni yeni çıkmıştı.
Nişantaşı'nda biri elime bir kağıt tutuşturdu, diğer elinde de klasör.
Yine Nişantaşi'ndaki bir güzellik merkezinin tanıtımı için randevu alabileceğimi söyledi.
İsteyip istemediğimi sordu (kritik olan buranin zayıflama merkezi olması), 'tamam' dedim.
Bir hafta sonra gittigim yer Nişantaşı Yargıcı'nın yanında Teşvikiye Camii'ne devam eden yolda
sağda bir süre önce kapanan Kahramanmaraş Lahmacuncusu'nun yanındaki apartmanda bir daire idi.
Burada zayıflama, makyaj, cilt bakımı, solarium gibi hizmetler veriliyordu.
İçinde 10 zayıflama kürü, 3 makyaj, 3 cilt bakimi, 10 solarium seansının olduğu bir paket sundular.
Üç taksitle her ay 20 milyon lira ödeyecektim. O zaman için iyi para tabii.
Aletleri görmek istediğimde, özellikle solarium ve zayıflama kürü için,
seansta müşteri olduğunu katologdan gösterebileceklerini söylediler.
Sonuçta benim kekliğim onların da laf oyunu ile 20x3 anlaştık;
ekkartımdan manuel slibi de çekip imzalattılar.
İlk gidişimde solariumu kullanayım dedim.İçeriye geçtigimizde, ki içerigi ilk kez o zaman gördüm,
odanın içinde solarium cihazinin etrafina bir perde çekmişler.
Aynı odada, yan tarafında da bildiğimiz sedyeler ve üzerlerinde de alış veriş kanallarında bir dönem satılan
ped şeklindeki kas çalıştırıcılar vardı.
O kadar yani "zayıflama merkezi", "zayıflama kürü" dedikleri.
Bana katologda gösterilen ortamdan, aletlerden eser yoktu.
Çok sinirlendim, kavga çıkarttım, bunun bir rezalet olduğunu söyledim.
Yetkili olduğunu söyleyen bir adam karşıma geçip “ Burası bir klüp, sizden alınan para da klüp üyelik parasıdır.
Ben de TED'e üyeyim ama klübe ne her gün gidiyorum ne de klübün tüm aktivitelerinden yararlanıyorum” dedi.
Orası da bir çeşit TED'miş yani!!!
Bir hafta sonra belki kalan sliplerimi alırım diye gittiğimde kapı duvardı, taşınmışlar.
Babam olayın peşini kovalama taraftarı değildi.
Bir avukat olarak adamın bana veriği TED örneği ile olayı kılıfına uydurduklarını söyledi.
Ben en çok kendime kızmıştım.
Arada bolca spor yaptım mesela 2,5 sene aletli cimnastik.
Sporla birlikte alınan (GNC'de satılanlardan) yağ yakıcı vitaminler kullandım.
Bugüne kadar ki en zayif halime günde bir öğün beslenip her gün 1.Levent’ten Ortaköy'e
Barbaros Bulvarı üzerinden yürüyerek ulaştım.
Yıl 2000 idi.
İş hayatı baslayınca, hooop!
Verdiğim tüm kiloları geri aldım.
İşe başladıktan sonra da 2000-2003 arası kullandım tabii ki bir şeyler;
ama sonunda ne olduğunu tahmin etmek güç degil di’mi?
2003 yılında Dr.Murat Topoğlu'na gittim, yaklaşik bir ay kadar.
Öncelikle sunu söyleyeyim: Para basıyor.
Herkesin kredi kartı kabul ettiği yerde kendisi nakit çalışıyor.
O zaman ilk seasn 50 milyon sonra ki seanslar 40 milyondu.
Sonraki seanslar ile ilk seans arası bir muamele farkı yoktu.
Haftada bir gün gidiyorsunuz;
eğer sizi haftada ikinci kez kontrol için çağırırsa onun içinde 40 milyon alıyordu.
Tüm muayene 5 dakika sürüyordu.
Evet!
Bana bir meslek söyleyin ki icra edenin soyunmasına gerek kalmadan
5 dakika da 40 milyon kazansin, 2003'ün fiyatı bu!
İlk seansta yapılması gereken bazı testlerin listesini veriyor (kan testleri, tiroid kontrolü)
İkinci seansta sonuçlarını getiriyorsunuz, bakıyor zayıflamanıza mani bir probleminiz var mı diye.
Bende bir problem yoktu.
Akapuntur tedavisine bir de diyet listesi eşlik ediyor.
İlk hafta müthişti. Yemek yemek istemeyi bırak,
yemem gereken yiyeceği elime aldığımda biri beni kulağımdan tuttuğu gibi aksi istikamete çekiyordu.
İlk hafta 2,5 kilo verdim.
İkinci hafta o kadar olmasa da gayet iyiydi.Üçüncü haftadan sonra akapuntur bende etkisini yitirmeye basladı.
Bu arada yaz geliyordu ve dükkanı ilk 2 hafta kadar tenha değildi artık.
Bu yoğunlukla gelen müşteriler arasına rütbe sistemini getirdi.
Mesela ben 30 dakika sıramın gelmesini bekliyordum (randevu sistemi yok gelen sıraya giriyor)
tam sıram geliyordu ki kapı açılıyor içeri bağıra bağıra konuşarak Açelya Akkoyunlu giriyordu,
sahte olduğundan şüphelendiğim bir neşe ile…
Benim yerime onu aliyordu.
Başka gün bir başkasını.
Bunu herkese herkesin sırası için yapabiliyordu,
bu ayrıcalık bir bana denk gelmiyordu o kadar.
Sorunca da o müşterileri için hep mantıklı bir açıklaması vardı.
Her bir kulağıma 4 tane iğne ile başlayan akapuntur maceram iki kulagimda 8+8=16 ile sonuçsuz kaldı.
3-4 kilo verebildim bunun karşılığında kendisi kontrol için çağırdığı seanslardan da aldığı para ile
400 milyon lira ödemiştim gene söylüyorum yıl 2003.
Biliyorsunuz şimdi ilkbahardan bu yana 7-8 kilo kadar verdim, sonlara dogru 8.0.4 ‘ün desteği de oldu.
Uzun zamandır olmadığım kadar zayıfım; ama vermem gereken hep bir 5 kg daha oluyor.
Şimdilik halimden menunum ama Mehter Takımı Etkisi kendisini göstermek üzere;
çünkü kaçamak yapmaya başladım.
İki ver bir geri al...
O yüzden tıkındıklarım bölümü güncel değil, az yediğimde yazıyorum, çok yersem ı-ıh...
Yukarıda ki fotoğraf için daha önce "işte ben buna üç nesil bir arada derim" demiştim.
Şu anda ortadakine girebiliyorum; en küçük beden kotta benim; ama ona henüz o mertebeye ulaşamadım.
Aslında kimseye ve hiçbir şeye ihtiyaç yok.
Bu isin basit bir fomülü var yediğinden daha fazlasını yakacaksın.
Fazla yakmaya vaktin, halin mi yok?
O zaman az yiyeceksin arkadaş ve benim gibi söğüşlenmeyeceksin!
Copyright © 2005.scampimix