Paraya bu kadar takıldığım bir dönem olmamıştı.
Sanırım artık fakir bir insanım.
Bu durumu banka hesabımı kontrol etmekten vazgeçtiğimi fark ettiğim gün çakmıştım aslında;
sonra "evden biri", bu yorgun insanı bu mükemmel anneyi mutlu etmek için
bir aya iki konser ayarladığını söylediğinde "Çüş diyorum sana!
Mühendis olabilirsin, ama kesin matematik dersine beden hocası girdi!
Ortaokulda..." şeklinde cevap verdim, ortada bir soru olmadığı halde.
Sonra muazzam yoğun olan hayatımda saat sabaha karşı 02:00 sularında
ekstreleri incelediğim bir gece gördüm; benim pahalı zevklerim yok.
Hiçbir kalem 3 haneli değil, 100 YTL gibi misal.
Ama ana banka, yani para yerine kullandığım kredi kartının bankası,
yani istifa ettiğim eski dükkan, bana e-ekstre göndermek için bile masraf isteyecek hale gelmiş.
PDF formatındaki ekstrem yüklenirken çok uzun sürüyormuş ve
bu da bankanın adam/gün maliyetini arttırıyormuş.
Her ay kart borcunun tamamını yatırsam da gözlerine giremiyorum, ne fena.
Ekstrem en fazla 25 YTL'den oluşan kalemlerin sayfalarca tekrarlanmasından oluşuyor.
Öyleki küçük şeylerle mutlu olabilen bir insanın kendisine sürekli küçük mutluluklar
yarattığına şahit oluyorsunuz "Toplam" kısmına ulaştığınızda.
Buna rağmen bir NYC bileti alacak kadar bile mil puana sahip olamayışımı
bankam ne ile açıklayabilir sormaya yüzüm yok. Çünkü ben onların müsrif ekstre müşterisiyim.
Sanırım elimde tutmaktan daha keyif duyacağım American Express karta geçmem an meselesi,
sekiz sene sonra bankamı değiştirmem söz konusu anlayacağınız.
Sadece AMEX'in $50'lık kart ücreti can sıkıcı o kadar.
İşte bu farkındalığa uyandığım bir temmuz günü,
biraz temiz hava alıp açılmak için indiğim Yeniköy'de
beş yıldır yaptığım gibi arabamı gene aynı yere park ettim
ve iki saat sonra döndüğümde kendisini yerinde bulamadım.
Sesli ve de sakin bir şekilde "çalınmış" dediğimde yanımda duran kadın "Yok, çekmişler" dedi.
Meğerse toplu bir çekilişe kurban gitmişiz birlikte.
Çalınmasını tercih ederdim; çünkü kasko arabanın parasını öderdi.
Çekilince benim bir şeyler ödemem gerekiyor ki bu yeni aldığım
ekonomik kararlarla taban tabana zıt bi'şi!
Hemen az ilerde, köşedeki taksi durağına varıp,
beni ilgili yere götürmelerini istedim.
Lafım bittiğinde Nil'in pusedini havada gördüm.
Ve 5 YTL sonra İstinye'deki otoparkta kendimi 58 YTL öderken buldum.
Bilinç filan hak getire.
On gün sonra da elime 55 YTL'lik trafik cezası ulaştı.
Beş yıldır park ettiğim yere park etmenin bedeli 113 YTL.
Geçen cuma akşamı da Bebek'e gittik, yenilenen Bebek Parkı'nı görmeye.
Üzerinden zaman geçmiş, unutmuşuz; Bebek'in en büyük sorunu otopark.
Zaten gazetelerde de okuduk bu yaz "Bunca yeni mekan açılıyor,
Bebek olan biteni kaldıramaz, Bebek'de yaşanmaz" filan diye.
Otopark sorun oldu, evet: Dörtleri yaktığımızda cama yanaşıp 10 YTL çekecek deynekçiye
"Buyur kardeş!" dememiz an meselesi iken ortada kimsecikler yoktu.
Bildiğimiz tek otopark kapanmıştı.
Tam dönmeyi düşünürken "A-ha!" dedik, "İşte adam da çıkıyor",
Mc Donalds'ın önü Lucca'nın tam karşısı boş!
Hemen Susam'da aldık soluğu, üst üste Goralıları götürdük,
portakal suyu filan.
Hazım için Bebek Parkı'ında turladık biraz.
Kusursuz cuma için tüm şartları bir bir yerine getirdik;
ancak parkın ufak bir "aydınlanma" sorunu vardı.
"Sesime gel!" felan yaptık birbirimize, o da eğlenceliydi.
Arabaya döndük ki sileceğin arasında bir kağıt dalgalanıyor:
"Dikkat!
Sayın Sürücü
Aracınızın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğinde Belirtilen
Yer ve Hallere Aykırı Olarak Park Edildiği Tesbit Edilmiş Ve..."
Uzatmayım hediyesi 55 YTL ve kestiği saatten itibaren 30 dakika içerisinde aracı bulunduğu yerden
kaldırmazsak bir 55 YTL daha kesecekmiş.
Diğer arabalara bakıyorum; memur full çekmiş.
Çok güzel! M.Ö 450'den beri park ettiğimiz yere park ettiğimiz için 55 YTL ödememiz gerekiyor.
Bunca yeni mekan açılırken Bebek'de Bebeklilerin nasıl yaşayacağını bulmuşlar işte!
30 gün içinde toplam "otopark" maliyeti 168 YTL.
Ve gerçekten de "... tuhaflaştırıyor."
(*) Joker, The Dark Knight
25 Ağustos 2008 Pazartesi
23:06
Anasayfa