Anasayfa
04/06/2005 TÜRKIYE YUNANISTAN MACI
Her şey yan tirübüne (soldaki foto)EFES'in getirdiği üniversiteli gençler ile başladı(sağdaki benim:)
Efes değişik değişik üniversitelerden gençleri toplamış, başlarına da zenci Ali'yi (BBG Ali) koymuşlar.
Fotoğraf çekmek için ayrı bir grup adam var,çocukları organize etmek için ayrı bir grup adam.
Ortada EFES markası var ya kimseyi kendi hallerine bırakmadılar.
İnönü Standyumunda bir Yunansitan takımı bir de EFES'in getirdiği genç çocuklar baskı altındaydı.
Bu da hiç bir yerden alamayacağınız bir bilgi.
13 numaralı formanın sahibi ise Mustafa Sandal, kendisini bir nokta gibi gördük.
İsyankar şarkısnı Milli Takıma uyarlamış.Toplamda 3-4 tane şarkı söyledi.
İlerleyen saatlerde biraz sıkıldım.Maçın 4/3'ünde millet ayaktaydı.
Ben ise maçın 4/2 sinde oturdum.Oturduğum esnada yanımda dikilen
çocuk dönüp arkadakine(ki arkadaki beyi de tanımıyor)maçla ilgili bir yorum yaptı.
Konuşurken o kadar heyecanlıydı ki bir damla tükürüğü çeneme düştü.
.........................................................................
.........................................................................
.........................................................................
.........................................................................
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!......................................
.........................................................................
................................................!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
biraz daha sakinim hatırlamak bile sinirlerimi tepeme çıkarmaya yetiyor.
Bir anda benim için dünya, maç her şey durdu.
O bir dama tükürük içindeki milyar adet mikrobun derimden içeri
bin atlı o gün çocuklar gibi şendik
bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
nidaları ile koştura koştura girdiğini gözümde canlandırıyorum.
Çantamda kolanyalı mendil var; ama kısmi bir felç geçiridğim için ne mümkün çıkartıp silmek.
Aşkım her ne kadar "normal" bir insan olsa da kendisini kolundan
çekip diyemiyorum ki çocuğun tükürüğü şu anda çenem ile terennüm etmekte diye.
Kızabilir, kavga çıkabilir...Kıskanç desem değil, kıskanç değil desem o da değil.
Neye kızıp neye kızmayacağı 4 yıldır belli bir standarta oturamadı.
Sildim ama öldüm öldüm dirildim.Bu olandan sonra bir an bile oturmadım.
Birde önümüzde genç bir grup vardı:6 erkek 2 kız gelmişler.
Oğlanların ikisi kızlardan birine sırayla yazdı.
Kız ruju ile oğlanlardan birinin suratını boyadı, sonra siliyorum ayağına yüzünü sevdi.
Diğer oğlan bozuldu koltuğunu değiştirdi; ama duruma bozulan oğlan kızla konuşma şansını
yakaladığı zamanlarda elindeki bayrağın sopası ile kızın kolunu dürtüp dürtüp durdu.
İyi değerlendiremedi anlayacağınız.
Onlar köfte ekmek yedi ben iç geçirdim.
Sonra aşkım bana çıkışta çeyrek kokareç ısmarladı.
Bir ara sorularımla aşkımı delirttim:
"Hakemin çıkarttığı o sarı kart plastik mi yoksa el işi kağıdan mı?",
"Adamlar ne çok düdük çaldı di mi?"
"Maviler sağanın her yerindeler di mi aşkım?Bizimkiler öyle dağılamıyor di miiiii?"
"Bizimkiler vuruyor ama mavilere çarpıp duruyor.O zaman bu maviler doğru yerde mi
duruyor demek?"
Hiç birisine cevap vermedi.
Sonuç olarak maç benim için:
içerim diye aldığım pet şişe suyu hiç hesapta yokken kapıdaki polisler eşliğinde içip bitirmek,
itiş kakış yerimizi bulmaya çalışmak, yaklaşık 2,5 saat maçın başlamasını beklemek,
rejimde olmama rağmen bir avuç çekirdek çıtlamak,
bayrak sallamak, bedava milli takım formasına konmak,
fotoğraf çekmek, EFES ile birlikte gelen üniversite öğrencilerine üzülmek,
önümde çevrilen yalan rüzgarını izlemek, başkasının tükürüğü ile felç geçirmek,
aşkıma cevaplamadığı halde itina ile soru sormak şeklinde geçti.
Benim için "fena değil" di; aşkım ise beni maça götürdüğü için en azından pişman olmadı.
Copyright © 2005.scampimix
|