resmi twitter sayfam bazen de instagram

küçük ve günlük hassasiyetler
 

+menu-

header image

kızım M sayısına göre

Posted on 12 Ocak 2018 14:01 by Duygu

hemen her şeyin satıldığı marketlerden birine en son girdiğimizde elinde çift taraflı bant heyecanla yanıma geldi ve bunun mutlaka işimize yarayacağını söyledi.
tamamen birbiri için yaratılmış bir anne kızdan bahsediyorum.

büyürken bana nasıl davranılmasını istiyorsam (bazı çocuklar vardır ne kadar sevseniz sarsanız yetmez büyümesi aceleye gelsin istemez) ona da öyle davranıyorum.
kızım böyle olmasaydı bile gayet iyi büyüyeceğini gözüme sokacağı hiçbir bulunmaz hint kumaşı fırsatı atlamadan ona sunduğum anneliğimi (telafi çabasıyla bir yandan kendime de hizmet eden bir yaklaşım bu) şükranla kabul ediyor.

biz bizeyken ne kadar dip dibe ağız ağıza yaşıyorsak kalabalık ortamlarda o kadar kolay azat ediyoruz birbirimizi.
sekteye uğramış bir günse ortamlarda yardımımıza ikili snapchat filtreciliği yetişiyor. şöyle bir bakıyorum da onu tanımasam ve bir kahve dükkanında sipariş kuyruğunda tam önümde telefonla konuşurken fark etsem kapattığında kesin arkadaş olmak isterdim.
o zaman dua ederim ki annesi tanımadığı insanların arkadaşlık tekliflerine mesafeli yaklaşması gerektiğini küçüklüğünden itibaren beynine iyice sokmuştur ve umarım bolca criminal dizi izlemiştir.

aramızdaki ilişkinin ihtiyaç hasıl olduğunda sıçradığı nokta “iki arkadaş gibi” değil. yumuşak bir geçiş gerektiğinde “ikiZ kız kardeşler gibi” oluyoruz (ihtiyaç varsa bunu da al ben sonra döner silerim). ne anne kızın gerilimi ne de iki arkadaşın beş dakkada değişir bütün işleri.

bir kez daha anladım ki bir şeylerden olumsuz etkilenecekse de bunları benim seçmem gerekiyor.
kötü örnek teşkil edecek diziler, kafa karıştıran filmler, insanlığın, aşkın, sevginin ağzını burnunu kıran 3. sayfa haberleri, 12 saat sonrasından şüphe duyacağı belgeseller, sırlar, illa söylenecekse seçici davranmak zorunda olduğu yalanlar, zıplayan bir topun aslında hiçbir şekilde yere değmediğini ispatlayan magazin fiziği, çift anlamlı sözler, okuduktan sonra sevdiği pek çok şeyi önceki haliyle göremeyeceği romanlar, illa yenecekse sağlıksız gıdalar; karikatürler, fotoğraflar, sanat eserleri, tersten dinlediğinde hain mesajlar veren şarkılar gibi sistemin araçlarını birlikte seçmemiz gerekiyor. tek tip adam yetiştirmeyi amaçlayan ezberci eğitim anlayışına yoldaşlık etsin diye ve yine de bizi duyduğumuzda hayrete düşürecek şeylerle gelebiliyor, dün akşam olduğu gibi (ama ya ben bunu ona bir yıl sonrası için planlamıştım) ve sormak zorundayım “bu güzel hediyemiz nereden kızım okuldan mı kulüpten mi?”
benim üstüste çok soru sorduğunda “bilgisayarla yapıyorlar kızım bilgisayarla” bezginliğime selam çakarak “yo ben kendiliğimden biliyorum” diyor ve evren kusursuz dengesine yeniden kavuşuyor.

seçmek gerek çünkü makine insanı 1400’de sıkıp bıraktığında içinden bir oyuncak ayıyı bile silaha çevirenler çıkıyor. bununla önce çevresindekilere ateş ediyor sonra kendi kafasına sıkıyor ve en kötüsü oyun içinde bu şekilde ölünmüyor. eğer bir şeylerden olumsuz etkilenecekse bari cebinde işe yarar kullanabileceği malzemesi olsun. sistemin içinde bir planı, felsefesi, duruşu, tarzı olsun. dayanıklı olsun bu kız. kendine inancı olsun (hemen mother and baby aralık 2012 sayısına verdiğim röportajı hatırlayalım, “yapabilirsin Holden yapabilirsin ve yapabildiğinde gerçekten çok şaşıracaksın”)

anaokuluna başlayana kadar çocuğun en büyük derdi yedi mi yediğini etti mi oluyor. anaokuluna başlayıp toplumsal dinamikleri kendi motifleri ile süsleyen diğer ailelerin çocuklarıyla tanıştığında yemek işi direkt davranışa evriliyor. ve davranış bulaşıcı bir hastalık gibi ilerliyor. okuldan aldığını kulübe kulüpten aldığını servise. servisten öğrendiğini eve ve bAm ordan direkt bana tosluyor kızım.
deseler çocuğa damıtılmış tecrübenizden tek bir şey aktarma hakkınız var tercihimi “hayır” dan yana kullanırdım. bir çocuğun evet değil hayır demeyi bilmesi gerekiyor.

iki kişi karşılıklı geldiğinde biri kapsayandır diğeri kapsanan, etki eden etkilenen, alıcı verici örnek alan örnek alınan sabit kalmamak kaydıyla dengeler değişir. burada sıkıntı kötünün baskın olması yani kötü örnekten etkilenmek kolay iyi örnekten etkilenmek zor.
merhametli olmak aptallık seçici davranmak zayıflık doğru zamanı beklemek eziklik.
zamanında yavrularına insan ile evcil hayvan arasında ara tür muamelesi yapan ailelerin çocukları şimdi intikamlarını çok fena alıyorlar ve arada ben ve benim gibilerin çocukları da gümbürtüye gidiyor.
normal şartlarda gitmez. beni tanıyorsunuz. kızımı öyle bir kurarım ki bu 1 ayımı alır ve sonunda “takıldığı” ortamlardaki çocukların hepsi akşamları eve ağlayarak döner. peki burda uzun vadede kimi harcamış olurum?
kızımı (tövbe de).
ama ne yapıyoruz “şimdi kızım bu çocuk kim bilir evde ne yaşadı”dan başlıyor “acaba anası babası çocukluğunda ne yaşamıştı” dan çıkıyoruz. okuldaki öğretmenlerinin kredi taksidinden annesi ile olan ilişkisine eşinin travmalarına kadar uzayan geniş bir skalada x davranışı sergilemek için hangi aşamaya gelinmesi gerektiğini ölçüyoruz. normal şartlarda ben duyar duymaz ortalığın aq istiyorum çünkü. ölçüyoruz ki o noktada elimde fazla fazla malzeme olsun.

kızımla aramızdaki ilişki samimiyete dayanıyor. ne yaparsam ne anlatırsam bunu tüm samimiyetimle yapıyorum yapmak istemiyorum amalarım da samimiyet içeriyor. kendini tanımak ve doğru zamanda ortalarda dolanmamayı bilmek de iyi ebeveyn davranışına örnektir. bu zamanların tespitinde de oldukça samimiyim.

ilişkilerimi kızımın arkadaşlarının aileleri ve benim arkadaşlarım olarak ikiye ayırdım. hepsi benim ilişkim ama kızımın arkadaşlarından doğan yetişkin ortamlarında onu temsil ettiğimin bilinci ile hareket ediyorum ve bu bazen insanları kendimden sakınmam anlamına da geliyor. haliyle ortaya 2 çeşit yanlış anlaşılma çıkıyor:
bir grup beni içine kapanık utangaç falan sanıyor (random gülüyoruz burda) ikinci grup da içinden “çok akıllı sanıyor kendini” diye geçiriyor. birbirine zıt iki algıdan bahsediyorum, ikisi de değil ve önünde sonunda benim bir parçamla tanışmaları kaçınılmaz oluyor.

çocuklarının, eşlerinin başarılarına ihtiyaç duymayan kendi ağırlığı olan kadınlar vardır. bu kadınların çocukları olmak da kolay değil.
kızımın kapsanan, etkilenen, hayır diyemeyen kötü örneğin kuryeciliğini yaptığı halinin hediyesi dün akşam geldi.
bir arkadaşım ben söylenmeye başlayınca onun akrep burcu olduğunu hatırlatıp “biraz daha sık dişini merak etme” dedi.
tabii onun da payına düşen beni temsil ettiğinin, ömür sağlık verirse edeceğinin, bilinci ve kontrolü ile yaşamak. kızımın doğuştan getirdiği bir şansı varsa o benim bir şanssızlığı varsa o da benim.
biliyorum “diğerleri” ne kadar zorsa ailelerimiz de çok çok çok ama çok zorlar. ne kadar tatlı ve harika olsalar da.

This entry was posted in Genel. Bookmark the permalink.

 

Comments are closed.