Ben Bir Eşeklik Ettim Günlük!




Ben Bir Eşeklik Ettim Günlük!


Sevgili Günlük, İçinde La fontaine'nin Andersen'in, Divan Edebiyatı'nın, Perrault'ın, Grimm Kardeşler'in olduğu bir ormana balta girmemiş orman denir mi? Ya ben bunu böyle olduğunu düşünürken ne düşünüyordum acaba? Balta girmemiş orman demek, ben elime balta alıp giricem demek değil de ne yani? Bir keresinde internette bir yazı okudum. Kasap gibi yazmıştı adam. Ha bir de züppe! Şimdi elin bloggerını kınarken asıl ben ne hallere düştüm. Neyse gene de fikrimin ince gülüne tutunayım istiyorum, ama böyle hayvan gibi değil tabii. Şöyle: Masallarda nedensellik ilkesinden eser yok. Bu çok daha medeni oldu işte. İlkeler önemlidir ve en çok da masallarda atlanmazlarsa fena olmaz. Sihirli Fasülye'deki ana oğul mesela, hiç örnek alınacak bir aile değil. Tamam, Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin, çocuk bir şekilde Dev'in bir çuval altınını yürütmüş olabilir; ama sonra kaleye iki kere daha giderek altın yumurtlayan tavuğu ve sihirli arpı çalıyor. Neden peki? Nedeni yok: "Şansımı denemek istedim." Sonrasında çocuğun yaptığı yanına kar kaldığı gibi Dev'i de öldürüyor (sırığı kesince Dev yere düşüyor ve tabii yaşama şansı kalmıyor adamın) Hırsızlık, açgözlülük ve cinayet. Bir de Ayakkabıcı ve Küçük Cinler (Selamın Kavlen) diye bir masal var. Adam alenen yazmış "Cin" diye. İlahiyat'tan mezun gayet medeni bir akrabamız var. Bir keresinde böyle konuşuyoruz, ben de meraklıyım sormaya, dedi ki "onların ismi bile anılmaz, üç harfliler denir" dedi, "adını anmamak daha hayırlı". Bak şimdi bile tüylerim diken diken oldu. Sen kalk bunu kitabın üzerine yaz bi de, bi de çocuğa masal diye okuyalım. Okurken apgreytten anam ağladı. Ayakkabıcı ve "Küçük İyi İnsanlar" oldu o da. Şimdi çocuklar korkmasın diye masalları değiştiriyorlar. Mesela Kırmızı Başlıklı Kız'da, kötü koca kurt büyükanneyi yemiyor, büyükanne yatağın altına saklanmış; fakat kötü kurt neden eve girdi, yatakta anneanne kılığında ne işi var bu kısım havada kalmış. Yani 20 aylık bir çocuğa göre nedensiz bir şekilde evler basılıyor, insanlar ölüyor ve hırsızlık yapılıyor tekrar kere. İşte neyse kızla kurt boyut üzerine derin bir fikir teatrisinde bulunurken evin önünden kızın babası geçiyor bu kısmı şöyle anlatmışlar: "Kızın babası kurdu görür.Kurt da onu görür. Kurt ölesiye korar ve evden kaçar" Babanın görünce kaçılacak nesi var? Böyle ensesi kalın, ham döt bir baba. Göbeğinden ayaklarını göremiyor. Cadının tüm ömrünü vakfettiği, binbir emekle inşa ettiği şekerden evini yiyen çocukları yemeye kalkışmasını saymazsak -burada kısasa kısas yasası işliyor- masal dünyasında kalifiye eleman sıkıntısı yaşanıyor. Tıpkı WC Sektöründe yaşandığı gibi. Çünkü masal kurgulamak çok prestijli bir iş değil. İlk başta isimden kaybediyorsun: Salopetli Küçük Fapto ve Turanj Kurbağa Sali Yazan: Duygu Yılmaz Okutan Bir keresinde Madonna denedi masal yazmayı, kasetleri kadar satmadı yani. Ya ben bu taşın altına elimi koymakta çok kararlıyım. Zaten en iyisi bebeklikten alayım okuru, alayım kendim yetiştireyim. İleride resimsiz bir şeyler de yazmaya kalkarsam okuyucum hazır olsun Günlük. 22 Haziran 2009 Pazartesi 01:02 Anasayfa