Tolga Tanış'a Katılmıyorum (about 9 hours ago from web)




Tolga Tanış'a Katılmıyorum
  about 9 hours ago from web


Yazılarını zevkle okuduğum insanlarla aynı fikirde olmamak da zevkli. Tolga Tanış, Hürriyet gazetesinin pazar ekinde çok keyifli yazılar yazıyor. Sabah ilk onu okumaya gayret ediyorum, eğer o gün Nil evi başımıza yıkmaya niyetlenmemişse. Tolga Tanış'ın bu haftaki yazısı blog ve bloggerlar üzerine. Technorati'nin istatistiklerden bahsetmiş Tolga Bey ve buna göre:"Kayıtlarındaki blog sayısı 133 milyona ulaşmış. Ancak son 4 ay içinde, bu blogların sadece yüzde 5’inin güncellendiği anlaşılmış. Yani ilk blog kurulalı daha 10 yıl olmadan, sıkılmışsınız.." diyor. Buradan bloggerlar için emeklilik kavramına oradan da birgün herkesin 15 dakikalığına... Yok! Birgün herkesin Hürriyet gazetesine iş başvurusu yapacağına bağlamış mevzuyu. Yani Tolga Bey'e göre, her geçen gün gelişen internet servislerine rağmen bloggerların geleceği son nokta Hürriyet'e işbaşvurusunda bulunmak. Analiz bu şekilde taçlanmış oluyor. Ersan Özer ise IPZ Konferansı'nda tam tersini iddia etmiş: "Şu andaki medya patronlarının çocukları, torunları, ilerde benim oğlumun yanında çalışacaklar, yeni teknolojide" Blog dünyasına hiçbir şey olduğu yok aslında. İşleyen süreç tam bir klasik. İnternette bir servis kullanıma açıldığında ilk heves büyük ilgi görüyor. Sonra zaman içerisinde kopmalar başlıyor ve asıl kullanıcılar kalıyor. Bu blog dünyasında daha da bariz yaşandı. Pek çok insan yazı yazmanın zannettikleri şey olmadığını gördü. Hay bin kunduz ki yazı bir de okumaktan bağımsız devam edecek bir eylem değil. Tam bir baş belası yani. Zaman geçti başka servisler popüler oldu. Blog kimin işine yarıyorsa onun cebinde kaldı. Yani burdan çıkan sonuç: Dört buçuk yıldır sitem var, ama Facebook'a bulaşmadım. Diğer taraftan bu süreçte pek çok köşe yazarı, yazar blog sahibi oldu. Yeni servislerde web page alanı isim soyaddan sonra bir profil klasiğine dönüştü. Ya da şöyle sorayım: Siz hiç MSN, SMS,MMS,3G vs vb vs gibi iletişim araçlarından birini kullandığı için e.posta adresini kapatana rastladınız mı? Bir de Tolga Bey her blogger'ın gazeteci olmaya çalıştığını sanıyor. Böyle bir genelleme yapmış çünkü. Zamanında sohbet etme fırsatı bulduğum bir gazetemizin yazı işleri müdürü okur sayımı arttırma isteğimi gazeteci olma isteği olarak değerlendirdi ki bu beni çok şaşırttı. "Hadi be, öyle mi görünüyor!" dedim içimden. Sanırım bu genel bir genelleme ve her genelleme gibi hata payı yüksek. Hem "gazetecilik ne alaka?" diyip hem de okur sayımı basın yolu ile arttırma fikrinde bir hata yoktu aslında. Gazetelerin köşe yazarlarına bir bakın içlerinde kaç tanesi gazetecilik yapıyor acaba? Gel gelelim orta vadeli planlar listemde Nil'i yuvaya başlatınca felsefe okumak var, Basın-Yayın değil; üniversite sınavına tekrar hazırlanıcam. Anne-eş-öğrenci rol üçgeninde çatırdamalar olmaması için eve yakın bir okul kazanmam şart. Tolga Bey'in etki altında böyle bir sonuca vardığını düşünüyorum. Bu, gazeteye sirayet etmiş havanın yansıması aslında. Kısa süre önce aynı gazetenin yazı işleri toplantısı aleniyete döküldü. En'lerin açıklanması, espirilerin patlatılması, kendi deyimleri ile "yazı işlerindeki sit-com havası" bana "ya bak görüyor musun, asıl olan insan işte, dirsek teması da şahane bir şeydir... "filan dedirttti. Sonra gündeme "Twitter gazeteciliği" düştü. Beraberinde 3G'nin basına etkileri tartışılmaya başlandı. Cengiz Semercioğlu 3G telefonunda 'gazete hazırla tuşu'nu bulamamaktan yakındı! Reklam vereni gücendirmemek için "3G ile gazete hazırladık" diye tantana yapılıyor iddiasında bulundu. Başlangıçları daha farklıydı aslında. Zaman, internetin ilk Türk gazetesi olmasına rağmen okurun nazarında bu unvan Hürriyet'indi. Blog'un henüz esamesi okunmazken Hürriyet bir tür blog işlevi gören Agora'ya sahipti. Hoş, onu da Serdar Turgut kurmuştu ya. Hürriyet "klasik blog" servisini bu yazın başında açtı. Hani Tolga Tanış'ın bir yazıda emekli ettiği, aslında kabuk değiştiren blog dünyası. Geldiğimiz noktadan benim anladığım Hürriyet'teki genel hava teknolojiye karşı gazetecilik. İçlerinden "karşında değil arkanda" diyen biri çıkar herhalde. Post modern blog servisi Twitter'a Facebook gibi kayıtsız kalamadım. Üç ay önce açtığım sayfa 20 Temmuz'dan beri aktif, http://twitter.com/duyguokutan Geçen gün de Nil'e açtım bir twitter, http://twitter.com/nilduygu Oldukça eğlendiğimi söyleyebilirim. Sabah gazetesinin Pazar ekinde de "Türk basınında Twitter devrimi"ni okudum. Dosya yayınlanacak diyerek haftasına birkaç yazarına sayfa açtırmışlar, şimdilik "Deniyorum...Çıkıyor" tadında twitlemelerle bezeli. Türkiye'de Twitter gazeteciliğinin kreşendo noktasını kaçırmamak için ben ST'yi takipteyim. Gene de Tolga Bey'in öngörüsü için "olacak iş değil" demek istemem. Çünkü her zaman Hürriyet'e iş başvurusunda bulunup gazetecilik yapmak isteyen bloggerlar olacaktır. Bu "gücü etkisinde" öngörünün kulağa biraz daha anlamlıı gelmesi için Hürriyet gazetesinin bloggerlara fırsat verme noktasındaki kriterlerini revize etmesi yerinde olurdu. 3 Ağustos 2009 Pazartesi 01:04 Anasayfa