Hiç güleceğim yoktu bu sabah.
Dilek Önder, nereden icap ettiyse artık, bugün köşesinde günlük yazısına ilaveten
ebeveynlere masal kitabı tavsiye etmiş.
Başlığı da iç geçiriyor: "MASAL, MASAL OLALI BERİ...".
Sonra okuyunca aslında tavsiye ettiği şeyin bir roman olduğunu anlaşılıyor.
İçinde yazmış da zaten "bu roman" diye.
Yazarı da bir çeşit Tolkien sayılacak Pete Johnson. Mevzu bahis masal tavsiyesi ise
fantastik kategorisinde 9-12 yaş çocukları için yazılmış beş kitaplık bir seri.
Özgün tavsiye çalışması ile neden bu kadar ilgilendiğim malum:
Bahsettim daha önce, masal yazıyorum.
Nil'e hamile olduğumu öğrendiğimde yeşeren bir fikir.
Algıda geçici hassasiyet de diyebilirsiniz buna.
Türlerin ayrımından bihaber, kulaktan dolma kabzadan çakma bir takım duyumlar ile
kitap tavsiye ettiği aşikâr. Aslında işi bu olmadığı için "yanlış yazmışsınz" demek de abes.
Gel gör ki dünyanın en zor şeyi biri yapamazken sükunetle nasıl yapamadığını izlemektir.
Anneyim ve bunu hala beceremiyorum.
Gene de siz beş yaşındaki kızınıza mesela,
"Hikâye, Aaron'u korkutmak için uydurulmuştu, kibirli, sert çocuk Aaron...
Ama hayalet köpek her gece kana susamış uluyan bir canavar olarak Dan'in rüyalarına girdi.
Hayal gücüyle yarattığı şey, nasıl olmuşsa, gerçek olmuştu! (Hayalet Köpek)"
gibi bir paragrafı okumadan önce bi'düşünün isterseniz.
Daha yeni Hindistan'da bir anne dört kollu dört bacaklı çocuğunu doğurmak için beş gün boyunca uğraş verdi.
Anneye Pete Johnson'ın romanlarından birkaç paragraf okunsaydı belki
doğumu birkaç gün öne çekmek mümkün olabilirdi.
O zaman başlık için "Dikkat! Masal Tavsiyesi" daha uygun olurmuş.
Kapalı toplumlarda yaşam için önerebileceğim tek açıklama ise şu:
Hayat burada sandığınız kadar zor değil.
Olay Türkiye'de yaşansa anneyi doğurduğuna ikinci kez pişman eden;
konu komşu, eş dost olarak tabir edeceğimiz gürültücü grup olurdu herhalde.
Tesellimiz, kısa sürede kaptırıp, bir kahretme sürecine dönüşüyor çoğunlukla.
Hindistan'da ise durum "Hayırılı olsun komşum, Tanrı doğurmuşsun" şeklinde vuku buluyor.
Fena mı?
Çocuklar için yapılacak her işte ben biraz tedirgin olurum,
buna masal yazmak da tavsiye etmek de dahil.
O yüzden Nil'in sitesine nadiren tavsiye yazıyorum, çok detaylı bakmak lazım bu işlere.
Geçen gün mesela Cemile serisinden bir masal kitabı aldım: Cemile Banyo Yapmak İstemiyor.
Aslında almadan önce tüm sayfalarına gözgezdirmiştim; ama kaçmış işte .
Masalın bir yerinde anne dayanamayıp Cemile'ye çıkışıyor: "Saçmalama Cemile!"
Anne ile kızı arasında gerginlik he!
Ben böyle durumlarda yazana değil onaylayıp basana kızarım.
Çeviri de olsa kritik bir noktada editörün durup üzerinde düşünmesi şart.
Gerekiyorsa eşdeğer bir haykırış eklenebilir: "C e m i l e!.." gibi.
Attım hemen, benzer bir şey işte.
Anne okurken bu kısımda oyunculuğunu nasıl kullanacağını iyi bilir
veya en azından masal okurken çocuğuna bağırmasa olmaz mı?
Anne dediğin günde en az bir kere bağırır zaten.
Bu arada ismin Cemile olduğuna bakmayın. Yazarı Aline de Pétingy, Belçika'dan çeviri bir masal bu.
"İşte çocuk kitaplarında geldiğimiz son nokta..." filan diyerek yabancı yazara referans verip,
onu bu toprağın evladı gibi bağrına basıyor ya D.Önder, gene de dikkatli olmakta fayda var.
En iyisi çocuğa masal seçerken tavsiyeye kulak vereceksek ne bileyim gazetelerden Ece Arar arşivini karıştırmak,
ya da her ay ücretsiz çıkan Remzi Kitabevi'nin Kitap Gazetesi'nde yazan Aytül Akal'ı takip etmek yerinde olacak.
Masal mevzu işte böyle daha nice ince ayarlara gebe; gebe ve potansiyel gebe okur.
21 Ağustos 2009 Cuma
23:04
Anasayfa