 |
Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor
Türkiye'de Hayat Tarzı Temsilleri
1980-2005
Bu fotoğraf ntvmsnbc.com'dan |
Anasayfa
"Sergi sergi gezmemişim, İstanbul Film Festivali'nde gişe kuyruğuna girmemişim,
operada şişman kadını beklememişim o sezonu kapanmış kabul etmem"cilerden değilim.
"Öylesine" bir yaşam benimkisi.
Durun!
Aslında böyle söyleyince de bir tuhaf oluyor.
Kültürsüzlük hiç bu dönemdeki "kadar" prim yapmamıştı.
Aslında pirim yapmamıştı.
Entel olan her daim şebek de entelektüeli de buldukları yerde dövecekler neredeyse.
"Densizim, her şeyim de uluorta açıkta, salak ve kültürsüzün tekiyim" dedin mi
söylediklerin pek bir "olmuş" sayılıyor."Hayat okulu" babından.
İşin kötü tarafı bu tavır haftanın üç günü yazı yazınca sıkıntı basan birkaç köşe yazarımıza da sirayet etti.
Kısacası "kendini biliyor da söylüyor canım" anlayışının beslediği
son 25 yılın en kendini bilmez -kendini şaşmış- günlerinin içindeyiz.
Hayır olsun.
İşte bu sebeplerden mucip geçtiğimiz cumartesi günü "evden biri" ile koştura koştura
"Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor" isimli sergiye gittik.
Voyvoda Caddesi'ni "Bir İstanbul Masalı" dizisinden biliyordum da bizzat kaldırımlarında dolanmak nasip olmamıştı.
Acayip karizmatik bir sokak (aralara serpiştirilmiş elektirikçileri saymazsak)
ve Osmanlı Bankası binası da buram buram tarih kokuyor.
Sergiyi Meltem Ahıska ve Zafer Yenal hazırlamış.
Toplumun 1980'lerden itibaren yaklaşık 25 yıllık süreçte yaşadığı dönüşüm "hayat tarzı" kavramı üzerinden anlatılmış.
Sergi “kendime yeni bir ben lazım”, “alsak alsak bedavaya ne alsak?”, “zamanı yakalayın”, “oha falan oldum yani!”,
“connecting people”, “yabancılar giremez!” ve “yine, yeni, yeniden...” gibi ilgi çekici başlıklardan oluşuyor.
13.05.2006
Baştan söyleyim sergi biraz gürültülü; çünkü hemen her başlık televizyon yayını ile zenginleştirilmiş.
Ayrıca gazete küpürlerine ve dönemin simgesi objelere de yer verilmiş.
Meltem Ahıska sergi için "tam da 1980 sonrasında iç içe geçen korkunç bir baskı ve yeni imkanlar döneminin hikayesi" diyor.
Mesela bir tarftan 80'lerin armağanı gecekondu sorunu diğer tarftan 300 metrelik Dubai Towers'la şehirin boy atma çabası...
İstanbul'da yaşamanın nasıl bir imtiyaz olduğunu düşünürken küresel bir kent olmaya geçişte yaşanan çelişkiler.
Ekim 1986'da Taksim'de açılan ilk Mc Donalds, 1988'de İstanbul Life'ın ilk kez konu ettiği sokak dürümcüleri ve
ardından 1990'larda patlayan hızlı yemek çılgınlığımız.
Tanımadıklarımızla haberleşmek 80'lerde "Arkadaş arıyorum arkadaş!..." telsiz mesajları ile ivme kazandı.
Süreç içinde ise yerini evlilikle sonuçlanan internet aşklarına, cep telefonu modelinden kişilik tahliline bıraktı.
Meyhaneler sosyetikleşti, gece klüpleri çoğaldı, peçeteler havalarda uçuştu.
90'larda Türkiye "yıkılmaya" başladı."Herild yani"nin yerini "concon ağzı" sonrada "tskr tr :)" aldı.
"Bir yandan gelenekleri ve tabuları yıkarak kendini farklılaştıran yeni bir kuşak ortaya çıkarken
bir yandan para imanla buluşarak müslüman burjuvaziyi yarattı".
Zenginliğin ile övünmek 80 sonrası giderek normalleşti;
tevazu bir erdemdi ve zenginler mazbut hayatın öncüleri olarak gösterilirdi.
Şimdilerde ise gösteriş her şeyden önemli hale geldi.
Notlarımdan aktaracaklarım bunlar.
Daha fazlası için 10 Mayıs - 17 Eylül 2006 süresince her gün 10.00-18.00 saatleri arasında açık olan bu sergiyi
müsait olduğunuz bir gün görmeniz gerekiyor.
Gezmesi çok zevkli.Her zaman denk gelmez böylesi.Kaçırmayın.
Copyright © 2005.scampimix
14/05/2006
|